ZAMANA AYAR VERİYOR…

Bir zamanların gözde meslekleri arasında yer alan saat tamirciliği teknolojiye yenik düşen meslekler arasına girdi.

Saat tamircileri göz ve el parmaklarını ustalıkla kullanarak adeta zamana ayar verirler.

Son yıllarda kaybolan meslekler arasına giren saat tamirciliği son ustaların ellerinde yaşatılmaya çalışılıyor.

Edirne’nin Keşan ilçesinde bu işi 68 yıldır sürdüren  Ziya Köseler,mesleğe 10 yaşında   çırak olarak başlamış.

Tik-tak sesleri arasında mesleği sağlığı elverdiği zamana kadar sürdürmek niyetinde olan  Köseler,çırak yetişmeyen mesleğin son temsilcileri arasında yer almaktan hüzün duyuyor.

Mesleğe 10 yaşında adım atan Köseler’in ilk ustası  Mehmet Öner…Öner’den öğrendikleri ile  bu güne kadar hayatını kazanmış.

Zamana ayar vermeye,195o yılında  ilkokul üçüncü sınıfta iken başlamış ve bu askere gidinceye  devam etmiş. Sonra askerlik yılları ardından tekrar ustanın yanına dönüş. Burada bir yıl daha devam etmiş ustası ile… Sonra da ustasından izin alarak kendi işyerini kurmuş. İşyeri dediysek de bir kahvede merdiven altına kurulan bir masa ve sandalye yanında da alın teri..1963 yılında da   vergi mükellefi olmuş.

-Son ustalarının elinde yürüyen meslekte çırak yetişmiyor artık…

Meslekte artık çırak yetişmediğine kayıt düşen Köseler şöyle anlatıyor:”Evet, mesleğimde çırak olarak sadece bir kardeşimi yetiştirdim.Benden dokuz yaş küçük,ama oda mesleği bırakalı 10  yıl oldu.Benim de mesleğimin yaşı 68 yaşında oldu artık affedersiniz ama mesleğin sonundayım. Başka çırak falanda yetişmez zaten artık.Çünkü teknoloji mesleği süpürdü.Meslek arık karın doyurmuyor.  Teknoloji mesleklerimizi bitirdi.Şu anki saatleri ben ayni sübopsuz çakmaklara benzetiyorum. Kasalar dolusu elimde tamiri olmayan saatler var.Ve müşterimin parasının nereye gittiğini göstermek için bunları  burada elimde tutuyorum. “

  • Artık saat satmıyorum…

Vatandaşın kendisine niye saat satmadığını sorduğunu kaydeden Köseler:”.Bende şimdi teknolojinin üretmiş olduğu şu saati vatandaşa gösteriyorum.Ve 50 sene önce satmış olduğum bir İsviçre malını şöyle müşterime gösteriyorum.Bakın diyorum bunların hangisi  saattir.Ve bu saatlerle büyüdüm ben… 68 yıl oldu  bu mesleği yapıyorum, ama artık şunlar bizim mesleğimizi öldürdü. Ve şu malzeme  de milletin koluna taktığı zaman sivilce oluşturuyor ve kansorejen yapıyor.Bu madenlerin ne  olduğu bile  belli değil.Ne sarı pirinç, ne bakır ne demir ne alimimyum.Bak şu İsviçre malındaki malzemeye bak.sarı pirinç üzerinde altın kaplama.İçersinde  makina da bir reşat altını gibi.Ben bunlarla büyüdüm.1950 yılından beri bu meslekteyim.68 yılı bitirdi artık,artık bundan sonra

sanatkar yetişnez.Bunlar ancak ben bunlara şeye benzetiyorum.Sübopsuz çakmaklara.gazı bitti at. kasalar dolusu çöplüğe gidecek bunlar hepsi hepsi

çöplüğe gidecek.Ve dışı seni yakar içi beni yakar şu görüntüye bakın, içersinde malzeme olarak ne vidası var ne  doğru dürüst çarkı var.Hurdasından

da faydalananıyoruz.eğer bir sanatlar olaraktan şu kasalar dolusu bu makinadan olsaydı bana çok büyük bir faydası olurdu parçalarından vidalarından.

-İyi bir saat ağır olmalı….

Alın terini yıllarca tik-tak seslerine adayan Köseler, iyi bir saatin nasıl olacağı konusunda da şunları söyledi:”Her haliyle iyi saat şöyle kapağını açtığınız zaman meslek sahibi olmayan kişi de bunun farkına varabilir.Ve bende bunları bu şekilde izah ediyorum müşterime.

Bakın iyi saat hangisi,işe yaramayan saat teknoloji saati  hangisi olduğunu farkına sizde kendiniz de varabilirsiniz.bakın bu saat İsviçre malı,

bunlarda Çin malı.içersinde ne doğru dürüst çarkı var ne söküküp tamir yapılcak bir vidası var. iyi saat işte bu şekilde anlaşılır.Ve ağırlığından da

anlaşılır.Şöyle okkaladığın zaman.bak bu hafifçecik.Bak bu saat ağır saat. İyi mal daima ağır olur.

Kaliteli saat uzun yıllar hizmet eder sahibine.Ve bir yolculukta  bir yerde parası bittiği zaman onun ihtiyacını da gidermiş olur.

bir yeri satabilir ve yolculuğuna devam edebilir.yani ziynet eşyası sayılır kaliteli saat.

Mesleğimiz bitiyor diye üzüntü duyuyorum…

Mesleğin son ustalarından biri olan Köseler,üüzntüsünü şöyle d,ile getirdi:”   Ben bu meslekte dört evlat büyüttüm.Hepsi de çoluk çocuk sahibi oldular.Ama mesleğimiz bitiyor diye çok üzüntü yaşıyorum.

Artık peşimizden gelecek sanatkar zor yetişir.Teknoloji sanatkar yetişmemize engel oluyor.78 yaşındayım. 10 yaşından beri bu mesleği yapıyorum.

Artık sanatkar yetişmez peşimizden gelecek yok artık.Kendi evlatlarımdam üç tane erkek oğlum var.Hiç biri bu mesleğe merak etmedi.bende onlara hiç

yük sürmedim.Eğer yanımda bir tane olsaydı  bu sanat artık  bana cevap vermiyor oda aylak dururdu.onun için yük sürmedim hiç çocuklarıma sevdiği

işlerde çalışıyorlar.Şu anda bu mesleğin son temsilcisi olarak kendimi görüyorum. 78 yaşımı bitirdim,79 yaşıma bastım,artık son nefeste çalışıyoruım.

 

–  Avrupa’dan’da saat tamirine getiriyorlar…

Türkiye’nin dışında yurt dışından da tamir için kendisine saat getirldiğini aktaran Köseler:”Avrupa’da olan eş dost müşterilerim eş dost hepsi de saatleri bozulanları biriktirip izine geldiklerinde bana  tamire getiriyorlar

Ben de onların  işleri yapıp  kendilerine teslim ediyorum.Avrupa’da bu işi yapan kalmadığı için onlarda ancak burda  Keşan’da bir ustamız var ona

tamir yaptırırız diyerekten  getiriyorlar bana  Allah razı olsun. bende onların işlerini yapıp kendilerine teslime diyorum.ne ise emeğim onu alıyorum.

 

– Bir saatin antika olması için 1 asır gerekiyor…

Antika saat ile ilgili de konuşan Köseler şöyle dedi:”  Bu elimde gördüğünüz saat devlet demir yolu 70 yıllık şu da  şu da Rus malı Serkisof marka devlet demir yolu buda 70 yıllık var.

Bunların antika olması için 100 yılı geçmesi gerekiyor.Antika değerini bulması için bir asırı geçmesi gerekiyor,şu an bunlar antika değerinde değiller.

Ve… son söz…

Ben  bu mesleği elim tuttuğu kadar gözüm gördüğü kadar sonuna kadar gayret edecem eşimin dostumun işini yapmaya gayret edecem son sözüm bu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir