LADES

Güncel Haberler

Ahmet AK

0 533 3423055

ahmet.ak.315080@facebook.com

Hiç merak ettiniz mi; George ORWELL’ın “Hayvan Çiftliği’ kitabında bir cümle var, ”Bütün hayvanlar eşittir ancak domuzlar daha çok eşittir” sözüyle ne demek istediğini?…

Bir de Sokrat’ın yaşadığı Antik çağda mahkeme kimlerden oluşuyordu?

*

Evet, yazdıklarımızı okuyan Sevgili Suna; “Hocam, bir soru sormak istiyorum size sosyolojiyle ilgili, bir araştırma ödevim var. Yardımcı olur musunuz?” diyor.

*

Açılımı şu olmalı:

Kitapta, “Büyük Domuz” aldığı son kararla; arpalar bundan sonra sadece domuzlara ait olduğunu, yakıttan tasarruf etmek için ahırlardaki fenerlerin kaldırılacağını, her bir domuzun çiftlikteki işlerle uğraşmayıp sadece yönetimle ilgileneceğini, domuzlardan başka herhangi bir hayvanın yönetim işlerine karışamayacağını, domuzların dışındaki bütün hayvanların ağustos ayında bile pazar günleri dahi çalışacağını ve çalışmayanın yiyeceğinin yarıya ineceğini ilan eder.

Hayvanlar, “Bütün hayvanlar eşittir” ilkesini hatırlayıp, “bu nasıl eşitlik” diye kendi kendilerine söylenmeye başlarlar.

Hemen, ilkelerin yazılı olduğu duvarın yanına gidip, duvardaki yazıların ve dolayısıyla yasanın değiştirilmiş olduğunu, ilk defa, fark ederler, duvardaki bütün yazılar silinmiştir ve sadece şöyle yazmaktadır:

“Bütün hayvanlar eşittir FAKAT bazı hayvanlar ötekilerden daha fazla eşittir.”

*

Kitabın ana fikri, her insanın diğerlerine karşı üstünlük kurma isteği olduğu, insanların eşit koşullarda ve özgürce yaşamaları, bu isteğe dayanan duygu yüzünden gerçekleşmeyeceğidir.

* * *

Sevgili Suna’nın ikinci sorusu bağlamında “Sokrat”ın yaşadığı antik çağda ‘ostrakismos’ kavramı karşımıza çıkıyor.

Atinalılar tiranlığı (diktatörlüğü) engellemek için bir çeşit mahkeme kurdular.

Her Atinalı bu mahkemenin doğal üyesiydi (kadınlar, yabancılar ve köleler bunun dışında tutuluyordu).

Bu üyeler bir seramik kap kırığı parçasına tehlikeli gördüğü adamın (ostrakon) ismini kazıyordu.

Mahkemede kimin ismi en fazla seramik kırıklar üzerinde yazılıysa on yıllığına Atina’dan sürülüyordu.

Sürgüne gönderilen kişi on yıl boyunca Atina’nın hakimiyet alanına giremiyordu.

Hatta bazen Atinalılar aynı yöntemle fazla güç kazanan iyi yöneticilerden de kurtuluyorlardı.

Örneğin komutan Themistokles de ostrakismos mahkemesinden nasibini almış tanınmış kişilerden biriydi.

*

Umarım yardımcı olabilmişimdir.

Bir de kitap önermemi istiyor Sevgili Suna;
*

Elbette; eğer daha önce okumadıysak Üstün Dökmen’in LADESÇİ adlı kitabını öneririm:

“Yaşamın kerteriz defterinden bir roman.” Ladesçi’nin kahramanı Cemil, lades oynamayı çok sevmektedir. Bu yüzden adı ladesçiye çıkar. Ancak olaylar geliştikçe anlarız ki aslında toplumda herkes herkesle ve kendisiyle lades oynamaktadır, kandırmaya çalışmaktadır.

Roman boyunca Cemil’le Ayvaz’ın şaşırtıcı, bolca güldüren; güldürürken düşündüren, merakla okunan sürükleyici yaşam öykülerini izliyoruz. Kitap, okura yaşamda yolculuk ettiriyor gerçekten…

Bu yolculukta Üstün Dökmen kendi yaşamının kerteriz defterinden parçalar sunuyor.

* * *

Demek ki Antik çağdan beri değişen çok fazla bir şey yok,  George ORWELL’e göre değişeceği de yok, ne dersiniz?

__________ o __________

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir