Sağlık Haberleri
Sağlık konusunda vatandaşlarımızı ilgilendiren en güncel sağlık haberleri keşan haber de

0

Sadece iki saatlik bir terapi seansıyla şeker, glüten, sigara ya da sizi hapsetmiş bağımlılıklarınızdan kurtulmaya ne dersiniz?  ”Abrahamson Metodu” ile özel bir terapist eşliğinde tek seansta bambaşka biri olun, hayatınızın kontrolünü elinize alın

İnsan beyninin, bize kendimizi iyi hissettiren davranışları bir ödül olarak işliyor. Bu sistem bize yaşamamız ve neslimizin devamı için gerekli temel işlevleri yapmamız için motivasyon vermek üzere çalışır.  Ancak, şeker, glüten, sigara gibi kimi maddeler de beyne yanlış sinyal göndererek, aslında varoluş için faydalı olmamalarına rağmen kişiyi kendini iyi hissettiğine dair bir yanılgı içine düşürebiliyorlar.

Dünya çapında tanınan, enerjiye dayalı doğal arınma yöntemi ”Abrahamson Metodu”na Türkiye’de her geçen gün ilgi artıyor.  Ehud Abrahamson’un geliştirdiği özel ve doğal bir etkileme yöntemi ile kişi, seanstan bağımlılık duyulan maddeden iğrenme ve kayıtsızlık hissi ile çıkıyor.

%80 Başarı Elde Edildi

New York, Los Angeles, Londra Almanya, Rusya, Brezilya’da uygulanırken Türkiye’de bu teknik ile Be Positive, bağımlılıklardan arınma konusunda tek seansta yüzde 80’in üzerinde başarı sağladı. Benzersiz ve tamamen doğal olan arınma işlemlerinin amacı, zararlı isteklerinizi minimize etmektir. Bu metotta hiçbir şekilde iğne, hap, enjeksiyon gibi şeyler kullanılmıyor. Terapist sadece elleriyle, bazı noktalara dokunarak uyguluyor metodu ve biyoenerji, acupressure ve kristallerle vücut enerjisini çakralar ve meridyenler üzerinden dengeliyor.

0

Keşan Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü’nden  yapılan açıklamada, müdürlüğü tarafından her yıl düzenli olarak yapılan dere ıslah ve sahipsiz sokak hayvanları ile ilgili çalışmaların devam ettiği bildirildi.

Sivrisinek ile fiziki mücadelenin en önemli ayaklarından birisi dere ıslah çalışmaları olduğuna vurgu yapılan açıklamada şunlar dile getirildi: “Dere yatakları sivrisineklerin üremesi için en uygun alanlardır. Islah çalışması yaparak üreme alanları yok ediyoruz. Çalışmalarımız 15 gündür devam etmektedir. Bundan sonraki periyotta tahmini olarak 10 gün daha Keşan’ın etrafındaki derelerin ıslahı sonrasında Erikli, Yayla ve Danişment Sahilindeki Dereler ile devam edeceğiz.”

Müdürlüğün havaların soğuması ile sahipsiz sokak hayvanlarının beslenmesi çalışmalarını da artırdıklarının kaydedildiği açıklama şöyle devam etti: “Çok soğuk havalarda her gün Keşan içindeki beslenme odaklarımıza, haftada iki günde sahillerdeki sokak hayvanlarının beslenmesi için mama dağıtımı yapmaktayız. Halkımız da soğuk havalarda yemek artıklarını bayat ekmeklerini çöplerin kenarına bırakarak sokak hayvanlarının beslenmelerine yardımcı olabilirler. Soğuk havalarda köpekler 17 saat, kediler 6 saat aç kalışalar donarak ölebilirler. Sokak hayvanları soğuktan değil açlıktan ölürler. Ayrıca araç sahipleri araçlarını çalıştırmadan önce kaputlarına vurmaları konusunda duyarlı olmaya davet ediyoruz. Çünkü kaputa sığınmış ya da aracın altına girmiş kedi köpek olabilir. Bununla ilgili Belediye binamızın girişindeki panolara ve Keşan içindeki billboardlara bilgilendirme yaptık. Vatandaşlarımız 7-24 sahipsiz sokak hayvanları ile ilgili şikayetlerini Tel:0 (284) 714 11 85 – 153 No’lu hattımıza bildirdiği taktirde; ekiplerimiz şikayete konu olan yere gereken müdahale için gitmektedirler.”

0

Trakya Üniversitesi Keşan Hakkı Yörük Sağlık Yüksekokulunda Müdürlük görevine  Yrd. Doç. Dr. Hakan Akdere atandı.

Yrd. Doç. Dr. Hakan Akdere Kimdir?

04.10.1967 yılında Edirne’de doğan Yrd. Doç. Dr. Hakan Akdere, İlk, orta ve lise öğrenimini Edirne’de tamamladı. 1984 yılında Edirne Lisesi’nden mezun olan Akdere, 1992 yılında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinden Tıp Doktoru olarak mezun olmuştur. 1998 yılında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Ana Bilim Dalında doktorasını tamamlayarak Phd. ünvanı aldı. 1998-2003 yılları arasında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalında ihtisas yaptı. 2003-2005 yılları arasında Düsseldorf Paracelsus Klinik’te Laparoskopik Cerrahi üzerine çalıştı. 2006-2012 yılları arasında Üroloji Uzmanı olarak Tekirdağ-Çerkezköy’de bir özel hastanede çalıştı. 2012 yılından itibaren Üniversitemiz Üroloji Ana Bilim Dalında Yrd. Doç. Dr. ünvanıyla öğretim üyesi olarak görev yapan Dr. Hakan Akdere 13 Aralık 2017 tarihinden itibaren Keşan Hakkı Yörük Sağlık Yüksekokulunda Müdür olarak göreve atandı.

0

Keşan Belediyesi ile Trakya Ressamlar Derneği’nin Uluslararası Keşan Sanat Buluşması 11-12 Aralık’ta 2017’de gerçekleşecek.

Keşan Belediyesi ve Trakya Ressamlar Derneği (TRED) işbirliği ile 11-12 Aralık 2017 tarihlerinde Uluslararası Keşan Sanat Buluşması gerçekleşecek.

11 Aralık 2017 Pazartesi günü saat 17.00 ‘de Keşan Belediyesi Konferans ve Tiyatro Salonu Fuaye Alanı’nda açılış kokteyli gerçekleştirilecek sergi 12 Aralık 2017 Salı günü de ziyaret edilecek.

Sergi açılışına tüm sanatseverler davet edildi.

0

BEYLİKDÜZÜ KÜTÜPHANELERİ TEKNOLOJİ ÜSSÜNE DÖNÜŞTÜ

Hacettepe Üniversitesi’nin girişimiyle başlatılan “Herkes İçin Kütüphane” (HİK) projesi kapsamında Beylikdüzü Belediyesi Kütüphaneleri’nde her türlü bilgiye ulaşmak artık daha kolay ve hızlı. 2016 yılından bu yana 134 belediye kütüphanesi arasında başarılı olarak gösterilen Beylikdüzü Belediyesi kütüphanelerinin hibe kapsamı genişletildi. Böylece bilgisayardan yazıcısına varıncaya dek teknik donanımı güçlendirilen kütüphaneler, artık tam donanımlı olarak hizmet verecek.

Seçkin, güncel ve geniş koleksiyonu ile Beylikdüzü’nde hizmet vermekte olan Beylikdüzü Belediyesi Kütüphaneleri, vatandaşların her türlü bilgiye kolaylıkla ulaşması, okuma alışkanlığının kazanılması ve kütüphane kültürünün gelişmesine katkı sağlayarak yaşam boyu eğitimi desteklemek amacıyla çalışmalar yürütmeye devam ediyor. 2016 yılında hayata geçen “Herkes İçin Kütüphane” (HİK) projesi kapsamında Beylikdüzü Belediyesi kütüphaneleri teknik donanımları arttırılarak hizmet vermeye başladı. Hacettepe Üniversitesi Teknokent-Teknoloji Transfer Merkezi’nin girişimiyle 2016 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Melinda ve Bill Gates Vakfı’nın ortak projesi olan “Herkes İçin Kütüphane” projesine Beylikdüzü Belediyesi Kütüphaneleri de üye oldu.

Beylikdüzü kütüphanelerine ekstra donanım desteği

Projede bulunan Türkiye’deki 134 belediye kütüphanesi arasında Beylikdüzü Belediyesi Kütüphaneleri başarılı belediye uygulamaları içinde gösterildi. 2017 yılı boyunca devam eden çalışmalar ve eğitimlerin ardından Beylikdüzü Belediyesi kütüphanelerine yapılan hibe kapsamı genişletildi. “Herkes İçin Kütüphane” Proje Direktörü Prof. Dr. Mehmet Emin Küçük yaptığı duyuruda; 3 kütüphanesi ile 2016 yılında projeye kabul edilen Beylikdüzü Belediyesi’nin, Ekim 2017 tarihinden itibaren projede 7 kütüphanesi ile yer alacağı ve yeni donanımların gönderilmesine karar verildiğini belirtti. Toplamda 23 bilgisayar, 23 webcam, 23 kulaklık, 7 projeksiyon cihazı, 7 çok fonksiyonlu yazıcı, 7 dizüstü bilgisayar, 7 barkovizyon perdesi Beylikdüzü Belediyesi Kütüphane Şefliği’ne hibe edildi. Donanımların kütüphanelere teslim edilmesi ve kurulumlarının yapılmasının ardından Beylikdüzü Belediyesi, gelişen teknoloji ile uyumlu çağdaş kütüphanecilik hizmetlerinin kapsamını geliştirerek vatandaşların faydasına sunmayı hedefliyor.

Kütüphane personellerinin ilçede gelişen teknolojiye uyumlu çağdaş kütüphanecilik hizmeti verebilmek adına eğitimlere devam ettiği proje ile bilgi teknolojileri kullanılarak doğru ve hızlı bilgiye erişim imkanı sunuluyor. Ayrıca proje kapsamında vatandaşlara da e-devlet, e-sağlık, e-kariyer, e-belediyecilik, internet kullanımı, ofis programları, özgeçmiş hazırlama, iş başvurusunda bulunma, sunum teknikleri, e-eğitim gibi konularında eğitimler veriliyor. Kadın Sağlığı Platformu konferansları, Sosyal Medya Kullanımı, Sağlık, Psikoloji, Çocuk Gelişimi konularında ise internet üzerinden canlı konferanslar verilere katılımcıların, uzmanlar ile karşılıklı diyaloğa geçebilmesi sağlanıyo

0

Hisar Hospital Genel Cerrahi Bölümü

Op. Dr. İlker Abcı

Memenizde ağrı ve ele gelen bir kitle varsa, kanser olduğunuzu düşünerek hemen endişelenmeyin. Memenin iyi huylu hastalıklarından biri olan kistleriniz olabilir. Ancak buna güvenerek de kontrollerinizi ihmal etmeyin.

Meme kistleri ile ilgili merak edilenler hakkında Hisar Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İlker Abcı bilgi verdi.

Memede oluşan ağrı korkutmasın

Memede kistler hiçbir şikayete sebep olmayacakları gibi, memelerde özellikle adet öncesi dönemde olan ağrı, dolgunluk hissi ve hassasiyet veya memede ele gelen kitle ile kendilerini belli edebilirler. Özellikle meme ağrısı şikayeti veya ele gelen kitle kadınlarda hemen kanser korkusu uyandırır. Oysaki meme kanserinin yalnızca %5-10’u ağrıyla birliktedir. Ağrı şikayetine sıklıkla memenin iyi huylu hastalıklarından olan meme kistlerinde rastlanır.

Ultrasonografi ile takip edilebiliyor

Memenin kistik hastalığında teşhis ultrasonografi ile konur. Kistler tek olabildiği gibi yaygın olarak da bulunabilirler. İçerikleri homojen, düzgün kenarlı, milimetrik boyutlardaki ve hastada şikayet oluşturmayan kistler, biyopsi yapılmadan belli aralıklarla ultrasonografi ile takip edilebilirler. Şayet ultrasonografi takiplerinde büyüme, düzensizleşme görülüyorsa; iğne biyopsisi yapılabilir. Kistin boyutu 2 cm’yi aştığı durumlarda ultrasonografi eşliğinde kist içeriği iğne ile boşaltılabilir. Üç kez tekrarlayan boşaltma işlemine rağmen tekrarlayan kistlerde cerrahi ile o bölgeyi çıkartma yoluna gidilebilir.

Meme kistlerinde düzenli takip şart!

Meme kistlerinde takip, çoğu zaman yeterlidir. İhtiyaç duyulduğunda kistler ultrasonografi rehberliğinde boşaltılabilir. Ayrıca hastalara gece gündüz sutyen kullanmaları, kafeinsiz beslenmeleri, adet öncesi dönemde tuzsuz diyet yapmalarını öneririz. Ağrı kesiciler meme ağrısının yoğun olduğu durumlarda alınabilir. Özellikle adet öncesi karın ağrılarını da azaltan ve aynı zamanda memedeki kistleri küçülttüğü bildirilen bazı bitkisel ekstreler kullanılabilir.

Her ele gelen kitle kanser demek yanlış!

Memede her ele gelen doku kitle olmadığı gibi her kitle de kanser anlamına gelmez. Yaklaşık 10 kitleden biri kanser olasılığı taşır. Ancak iyi huylu olduğu ispatlansa bile her meme kitlesi belli aralıklarla takip edilmelidir. Fibrokistik hastalığın kendisi iyi huylu bir hastalıktır. Ancak yaşamının bir döneminde bu hastalığı geçirmiş olan kadınların meme kanserine yakalanma olasılığı, geçirmemiş olanlara göre üç kat daha fazladır.

Her yıl düzenli olarak taramadan geçmeyi ihmal etmeyin

Meme kontrolü yaptırmak için ise memede ele kitle gelmesini beklemek yanlıştır. Çünkü meme kanserinde erken teşhis ancak tarama programları ile mümkündür. Tarama programlarının başında kişinin kendi kendisini elle

muayenesi gelir. 20 yaşından itibaren elle muayenelere başlanabilir. Adet bittikten sonraki hafta ideal muayene zamanıdır. 35 yaşından sonra kişilerin yılda bir kez bir genel cerrahi uzmanına muayene olmaları ve ilk mamografilerini çektirmeleri gerekir. 40 yaşından sonra ise risk taşıyan kadınlar yılda bir, risk faktörü olmayan kadınlar iki yılda bir mamografi yaptırmalıdır.

0

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 90 binden fazla kadın üzerinde yapılan araştırmaya göre, yetişkinliğe adım attığı yaşlardan itibaren sofrasında yüksek lif içeren gıdalar ile sebze ve meyveye yer veren kadınların meme kanserine yakalanma oranı yüzde 15 daha az.Yine ABD’de, geçtiğimiz yıl yapılan araştırma, zeytinyağı ve yeşil yapraklı sebzelerin ağırlıklı olarak tüketildiği Akdeniz mutfağına sofrasında yer veren erkeklerin, prostat kanserine yakalandıklarında iyileşme oranlarının diğer gıdaları tüketenlere oranla çok daha yüksek olduğunu ortaya çıkardı. Aynı araştırmada, Akdeniz mutfağı ile beslenenlerin mide kanserine yakalanma risklerinin diğer gruba oranla yüzde 33 daha az olduğu da belirlendi.

Kahve kolon kanserini önlüyor

Kahvenin de kansere karşı koruyucu etkisi pek çek araştırmayla sabit. 2015’te yapılan bir araştırmanın sonucuna göre, günde birkaç fincan kahve içenlerin kolon kanserine yakalanma riskleri, içmeyenlere oranla yüzde 42 daha az. Kahve tiryakisi kadınların meme kanserine yakalanma ihtimallerinin, kahve içmeyenlerle karşılaştırıldığında çok daha düşük seviyelerde olduğu da aynı araştırmada yer aldı.

İlle balık ille omega-3

Uzmanlar, kansere karşı bir diğer besinin de doymamış yağlar olduğunda hem fikir. Özellikle somon, sardalya, uskumru ve ton balığı gibi soğuk denizlerde yaşayan balıkların ‘omega 3’ açısından çok zengin olduğu ve kanseri önlemede etkili olduğu belirtiliyor.

Zeytinyağı ve kuruyemiş tüketin

Uzmanlar soğuk deniz balıklarının yanı sıra zeytinyağı ve fındık, ceviz, badem gurubundaki kuru yemişlerin de zengin omega 3 kaynağı olduğunu ve kanseri önlemede son derece yararlı olduğunu ifade ediyor.

0

Yaz tatilinde yolculuğa çıkacaklar dikkat!

BU HASTALIK TRAFİK KAZASI RİSKİNİ 8 KAT ARTIRIYOR!

Son yıllarda en sık karşılaşılan hastalıklardan biri tıkayıcı uyku apnesi. Gerek dünyada gerekse ülkemizde her geçen gün daha fazla kişiyi etkisi altına alan hastalık erkeklerde kadınlara göre iki kat fazla görülüyor. Özellikle kısa boylu, şişman ve göbekli, kısa boyunlu erkekler çok daha fazla risk altında. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Murat Karaman, uyku sırasında 10 saniyeden başlayan solunum duraklamaları anlamına gelen uyku apnesinin bu en sık görülen çeşidinin, tedavi edilmediğinde kişinin günlük yaşantısını olumsuz etkilediği gibi hayati riske de yol açabildiğini belirtiyor. Özellikle de uyku apnesi konsantrasyon bozukluğuna neden olduğundan yaz tatili gibi uzun yolculuklarda trafik kazası riskini 8 kat artırıyor! Doç. Dr. Murat Karaman, modern çağın hızla yaygınlaşan hastalığı uyku apnesine karşı alınabilecek önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Kendinizi gün boyu yorgun hissetmeniz, kitap okurken ya da televizyon seyrederken uyuklamaya başlamanız, işlerinizde konsantrasyon bozukluğu yaşamanız işten bile değil uyku apnesinde. Güne hiç dinlenememiş hissiyle uyanıyor ama nedenini bulamıyorsanız hele bir de gece horlamanız olup da bununla ilgili uyarılar alıyorsanız tıkayıcı uyku apnesi ile karşı karşıya olabilirsiniz. Zira uyku apnesi olan kişilerde uyku sırasında 10 saniyeden başlayan solunum duraklamaları bir dakikadan fazla devam edebiliyor ancak hastanın bu ciddi sorunu kendisinin fark edebilmesi oldukça zor oluyor. Genellikle eşi veya aynı evde ‘horlama’ sesine maruz kalan yakınlarının serzenişleriyle haberdar oluyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Murat Karaman, son yapılan araştırmalara göre ülkemizde görülme sıklığı yüzde 5-10 olan, erkeklerde kadınlara göre iki kat fazla rastlanan, buna karşın 60 yaş üzeri erkeklerde yüzde 28’lere ulaşan uyku apnesinin en az astım ve diyabet kadar yaygın olduğunu belirterek “Günümüzde hızla yaygınlaşan uyku apnesi özellikle kısa boylu, şişman-göbekli, kısa boyunlu erkekleri daha fazla tehdit ediyor. Buna karşın ‘orta yaştaki kilolu erkeklerin hastalığıdır’ şeklindeki izlenim yanlıştır. Hastaların dörtte biri şişman değildir” diyor.

Konsantrasyon bozukluğuna neden oluyor!

Kişinin günlük yaşam standardını bozan, tedavi edilmediğinde hayati riske yol açabilen uyku apnesi, hastada yol açtığı aşırı yorgunluk dolayısıyla konsantrasyon bozukluğuna neden oluyor. Yapılan araştırmalar, uyku apnesinin araç kullanan kişilerde konsantrasyon bozukluğu

nedeniyle kaza yapma riskini diğer insanlara göre 8 kat artırdığını ortaya koyuyor! Uyku apnesi hastalığına özellikle büyük dil, yüksek sert damak, sarkık yumuşak damak, uzun küçük dil, küçük ve geride çene yapısı, büyük bademcikler ve burun etleri gibi sorunların zemin hazırladığını belirten Doç. Dr. Murat Karaman “Genellikle hastalığa horlama eşlik eder. 10 saniyeden başlayıp bir dakikadan fazla sürelere kadar devam edebilen uyku apnesinde, solunum durması ataklarının sayısı saatte 5 ila 30 arasında değişebilir. 5-15 hafif, 15-30 orta, 30 üzeri ağır olarak nitelendirilir. 1 saatte 120 yani dakikada 2 kez tıkayıcı uyku apnesi ile karşılaştığımız oluyor” diyor. Hasta, apneli dönemin ardından gürültülü bir şekilde nefes alarak ve çırpınmaya benzer bir beden hareketiyle tekrar nefes almaya ve horlamaya başlarken, bir süre sonra sorun tekrarlıyor. Hasta genellikle apne döneminin sonunda uyanıyor ancak bunun farkına varmıyor. Apne sırasında kandaki karbondioksit miktarı artarken, oksijen miktarının düştüğünü belirten Doç. Dr. Murat Karaman “Apne uzadıkça bu düşme ciddi derecelere varabiliyor. Kalbin dakikadaki atım sayısının aşırı hızlanması ve ritmin bozulmasıyla kişide kalp krizi riski ve ölüm ihtimali artıyor” diyor.

6 adımda önlem almak mümkün

· Fazla kilolarınızdan mutlaka kurtulun.

· Yatmadan önceki üç saat içerisinde sakinleştirici ilaç ve uyku ilaçları almayın.

· Yatmadan önce ağır yemek yemeyin ve alkol almayın.

· Günde 45 dakika düzenli, tempolu yürüyüş ya da yüzme başta olmak üzere, sizi zorlamayacak türde spor yapın.

· Sırt üstü yatmak şikayetinizi artırıyorsa yan yatın. Uyku sırasında sırt üstü pozisyona gelmemeniz için size destek olabilecek ‘sırtına pinpon topu dikilmiş’ pijama giyebilirsiniz.

· Üst solunum yollarında darlık yapan bir neden (burunda et büyümesi, kemik/kıkırdak eğriliği, damak veya küçük dildeki sarkmalar, bademcik ve dil kökündeki büyüklükler vb) varsa gecikmeden klasik ve robotik cerrahi tedavileri için başvurun.

xxxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxxxxxxxx

Uyku apnesi nelere yol açıyor?

· Yüksek tansiyon

· Kalp büyümesi, kalp atımında düzensizlik

· Ani kalp durması, uykuda ani ölüm

· Sık idrara çıkma

· Uykuda aşırı terleme, uykusuzluk, huzursuz uyku

· Diş gıcırdatması, diş-diş eti ve çene problemleri

· Aşırı ve hızlı kilo alma

· Konsantrasyon güçlüğü, aşırı sinirlilik

· Depresyon ve davranış bozukluğu

· Cinsel isteksizlik, yetersizlik

· Sabah baş ağrısı ve ağız kuruluğu

· Mide yanması, insülin direnci ve diyabet

· Çocuklarda hiperaktivite

· Felç ve kalp krizi

0

Kayısıdan ananasa, salatalıktan yaban mersinine…

VÜCUTTA ÖDEM SÖKTÜREN 10 BESİN

En sık bacaklarda olmak üzere el ile ayaklarda da gelişebilen ödem vücut ağırlığında artış ve şişliklere yol açtığı için pek çok kişinin canını sıkmaya yetiyor. Genellikle de yaz mevsiminde görülüyor. Bunun nedeni ısı artışının damarların genişlemesine yol açması ve bunun sonucunda damar içinde dolaşan sıvının dokulara geçişinin kolaylaşması. Sıvının doku araları ve cilt arasında birikmesi sonucu da ödem gelişiyor. Regl dönemi, menopoz, fazla kilo, yetersiz su içmek, fazla karbonhidrat tüketimi, yüksek miktarda tuz içeren diyetler ve aşırı egzersiz ödemin başlıca nedenlerini oluşturuyor. Ancak ödem aynı zamanda böbrek ve kalp yetersizliği, karaciğer sirozu, beslenme bozukluğu, tiroit bezi hastalıkları gibi hastalıkların da belirtisi olabileceği için mutlaka bir uzmana başvurmak gerekiyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik ödemin ortaya çıkmasında fazla tuz ve şeker tüketiminin önemli rol oynadığını belirterek, “Dolayısıyla tuz ve şeker tüketiminden mutlaka kaçınılmalı. Bunların yanı sıra ödem sökmeye yardımcı olan besinleri düzenli olarak tüketmek de ödemi atmada önemli rol oynuyor ” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik vücuttaki ödemi söktüren besinleri anlattı, önemli önerilerde bulundu.

1. Kayısı

Potasyumdan zengin besinler, vücut sıvılarında sodyum-potasyum dengesinin sağlanmasına yardım ederek ödeme karşı etkili oluyor. Potasyumdan oldukça zengin olan kayısıyı günde ortalama 3-4 adet tüketmek vücuttaki ödemin atılmasını kolaylaştırıyor.

2. Ananas

Ananasta bulunan bromelain maddesi selülit oluşumuna neden olan proteinlerin parçalanmasında yararlı oluyor ve bu sayede vücuttan su atımını artırıyor. Ayrıca içerdiği yüksek lif ile bağırsakların düzenli çalışmasına, böylelikle vücuttan daha kolay su atılmasına katkıda bulunuyor. Özellikle ödem oluştuğunu hissettiğiniz günlerde 1 porsiyon (1 halka kadar) ananas tüketmenizde fayda var.

3. Salatalık

İçeriğinde beta karoten ve C vitamini gibi antioksidanlar bulunduran salatalığın yaklaşık yüzde 96’sı sudan oluşuyor. Özellikle sıcak havalarda ara öğünlerde tüketeceğiniz salatalık bu içerikleri sayesinde vücudun kaybettiği suyun yerine konmasında ve ödemin atılmasında önemli rol oynuyor. Salatalığı içilen suya doğramak ve bekletmek antioksidan kapasitesi yüksek bir su tüketilmesini,

dolayısıyla ödem tulumunun engellenmesini sağlıyor.

4. Yaban mersini

A,B,C vitaminleri ile yüksek oranda lif içeren yaban mersini sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkıda bulunuyor ve bu sayede kabızlığı önlemeye yardımcı oluyor. Sindirimi hızlandırdığı için ödemin atılmasında da faydalı oluyor.

5. Maydanoz

Maydanoz özellikle çiğ tüketildiğinde besin içeriği en zengin olan sebzelerden biri. İçeriğinde bulanan bol lif ve C vitamini ödemin atılmasında çok etkili oluyor. Ödem oluştuğunda çiğ olarak yenildiğinde veya haşlayıp suyu içildiğinde ödemin atılmasına yardımcı oluyor. Ancak dikkat! Gereğinden fazla maydanoz tüketmek ise vücuttan fazla suyun atılmasına, dolayısıyla tansiyon düşüklüğüne neden olabiliyor.

6. Süt

Süt, yoğurt ve kefir içerdikleri zengin kalsiyum sayesinde vücut sıvılarında mineral dengesini sağlayarak ödemin oluşmasını önlüyor. Her gün ortalama 2-3 porsiyon (2-3 su bardağı kadar)süt ürünleri tüketmek hem sağlıklı beslenme hem de ödem tutumunu önleme adına çok önemli.

7. Turp

Vücutta artan homosistein kalp krizi, inme, bacaklarda dolaşım bozukluğu ve ödeme neden olabiliyor. Turp yüksek oranda potasyum ve folat içeren doğal diüretik besinler arasında yer alıyor. Folik asit kanda homosistein seviyesinin azalmasında rol oynuyor. Haftada 1 -2 kez turp tüketmek ödemin atılmasına büyük oranda yardımcı olabiliyor. Ancak gaz problemine sebep olabileceği için haşlayarak yemek veya suyunu içmekte fayda var.

8. Yulaf

Yapısında bulunan beta glukan sayesinde bağırsak hareketlerinin artmasına, dolaşımın ve sindirimin hızlanmasına, dolayısıyla vücuttan ödemin atılmasına yardım ediyor. Sütle pişirerek, yoğurdun içine katarak, kurabiye veya kelerde kullanarak yulafa günlük beslenmenizde yer vermenizde yarar var.

9. Biberiye

Eğer herhangi bir sağlık sorunu yoksa; biberiye, ısırgan otu, kiraz sapı ve funda yaprağı gibi bitkilerin çaylarından içmek de ödemin atılmasında faydalı olabiliyor. Biberiyenin içeriğinde bulunan tanen, acı maddeler, organik asitler, glikozit ve uçucu yağlar kan dolaşımının hızlanmasına ve ödemin atılmasına yardımcı oluyor.

10. Su

Günlük 2-2,5 litre su içmek ödem tutulmasını önlemek ve atımına yardımcı olmak için çok önemli. İçeceğiniz suyun içerisine çubuk tarçın, elma dilimleri, salatalık dilimleri veya taze nane yaprağı gibi besinleri serpiştirmeniz de hem suyunuzun antioksidan kapasitesinin artmasına ve ödem atılmasına hem de tadının daha lezzetli olmasına yardımcı oluyor.

 

0

Halk arasında felç olarak bilinen inme ile ilgili merak edilen soruların yanıtlarını ve inmeye neden olabilecek risk faktörlerini Hastane Derindere Nöroloji Bölümü Uzmanı Dr. Keriman Oğuz’a sorduk…

İnme nedir?

İnme, beyin kan akımının bozulması sonucu oluşur. Beyni besleyen damarlardan birinde tıkanma olursa beynin o bölgesinin beslenmesi bozulur. Bozulan kan akımı sürekli olursa beyin hücreleri canlılığını koruyamayarak kalıcı beyin hasarına yol açabilir. İnme, kalp hastalığı ve kanserden sonra 3. ölüm nedenidir. Dünyada her 6 saniyede bir kişi inme geçirmektedir. Erişkinlerde ciddi sakatlıkların en sık sebebidir.

Beyin kan akımı iki nedenle bozulabilir.

1) Beyni besleyen damarlardan birinde bir yırtık oluşur. Yırtık sonucu açığa çıkan kan, beyin dokusu veya beyin zarlarında birikerek dokulara zarar verir. Buna beyin kanaması (hemorajik inme) denir. İnmelerin %10-15’inden beyin kanamaları sorumludur. Beyin kanamalarının en büyük nedeni ise hipertansiyondur. Hemorajik inme, daha az görülmesine rağmen ölümcül olma ihtimali daha yüksektir.

2) Beyni besleyen damarlardan birinde oluşan tıkanma sonucuyla gelişir. Beyin damar tıkanıklığı (iskemik inme) diye adlandırılır. İnmelerin %85-90’ından sorumludur.

İnme belirtileri nelerdir?

Tıkanan veya kanayan damarın beslediği bölge ve büyüklüğüne göre hastada oluşacak klinik tablo da değişir. Hasara uğrayan damar ne kadar büyükse oluşan klinik tablo da o kadar ağır olur. İnme belirtileri genellikle aniden gelir.

· Vücudun bir yarısında ani kuvvet kaybı veya uyuşukluk,

· Puslu görme, çift görme gibi gelip geçici görme bozuklukları,

· Ani gelişen hiç kelime çıkaramama, anlamsız konuşma, dilini döndüreme gibi konuşma bozuklukları,

· Yutma zorluğu,

· Sebebi bilinmeyen ani ve şiddetli baş ağrısı,

· Baş dönmesi, denge kayıpları, bulunduğu yeri tanımama, hatırlamama,

· Konuşmakta güçlük çekme gibi görülen ani belirtilerdir. Bu belirtiler geçici bile olsa, fark edildiğinde zaman kaybetmeden acil servise başvurmak gerekir. Çünkü bu belirtiler öncü olabilir.

Geçici İskemik Ataklar (TIA)

İnmede görülen konuşma bozukluğu, kol, bacak gibi uzuvlarda güç kaybı, uyuşukluk gibi şikayetlerin 24 saatten kısa sürmesi ve hasarsız iyileşmesidir. Bunlara geçici iskemik ataklar (transient ischemic attacks veya TIA) denir. Bu ön işaretleri mutlaka dikkate alıp, doktora başvurmak gerekir. TIA sonrasında 90 gün içinde inme oluşma sıklığı %3-17,3’dür ve ilk 30 gün içinde inmenin görülme ihtimali yüksektir.

İnme nedenleri nelerdir?

İnmenin en önemli nedenlerinden biri beyni besleyen damarlarda oluşan tıkanıklıktır. Damar tıkanıklığı, kolesterolün damar duvarında birikerek plaklar oluşturmasından kaynaklanan ateroskleroz nedeniyle olabilir. Bu plaklar birikmeye devam ettikçe büyür. Bir süre sonra beyne giden kan akımı oldukça azalır veya tamamen tıkanabilir. Ya da bu damarda oluşan pıhtıdan küçük bir parça kopar. Başka bir beyin damarında tıkanıklık yaparak inmeye sebep olabilir. Diğer önemli bir inme nedeni de kalpte oluşmuş pıhtılardır. Kalpte ritim bozukluğu (atriyal fibrilasyon gibi) ya da kalp kapak hastalığı olanlarda kalp boşlukları içinde kan pıhtıları olabilir ve bu pıhtılar kalpten koparak beyinde damar tıkanıklığı yapabilirler. Hemorajik inmeler ise çoğunlukla, zayıflamış bir arterin patlamasına neden olan kontrolsüz yüksek kan basıncından kaynaklanır.

Risk faktörleri nelerdir?

İnmede kontrol edilebilen ve kontrol edilemeyen risk faktörleri vardır. Kontrol edilemeyen risk faktörleri arasında cinsiyet ve yaşı sayabiliriz. 60 yaş üstünde ve erkeklerde daha sıktır. Bizim için önemli olan kontrol edilebilen risk faktörleridir. Bu risk faktörleri açısından önlem alınır ve bu konuda hekim takiplerine devam edilirse inmelerin büyük bir kısmı önlenebilir. Kontrol edilebilir risk faktörleri içinde en sık görülen ve en önemlisi hipertansiyondur. Yine diyabet yani şeker hastalığı olanlarda inme riski sıktır. Kalp hastalığı özellikle atriyal fibrilasyon gibi ritim bozukluğu olanlar ve kalp kapak hastalıkları olanlarda inme sıklığı artmıştır. Obezite, sigara içmek, fazla alkol kullanımı, fiziksel hareketsizlik inme sıklığını artıran diğer nedenlerdir.

İnme gelişince ne yapmak gerekir?

İnme geçirdiği düşünülen kişi hemen bir tedavi merkezine götürülmelidir. Tedavi merkezinde muayene sonrası, BT, MR ve Doppler ultrasonografi yapılabilir. İnmede tedavi merkezine ulaşma süresi çok önemlidir. Damar tıkanıklığının giderilmesi için çok hızlı olunması hayati önem taşır. Beyin kansızlığa kısa bir süre dayanabilir. İlk 3-4,5 saatte müdahale edilirse hastaların çoğu kurtulur.

İnmeyi önlemek için neler yapılabilir?

· Bol su için. Su her yerde olduğu gibi inme riskini azaltmada da en basit yöntemlerden biridir.

· Yüksek tansiyon, diyabet veya yüksek kolesterol gibi kronik bir hastalığınız varsa düzenli takip ve tedavisini aksatmayın.

· Tansiyonunuz düşük tutmak, şeker ve kolesterol regülasyonunuzu sağlamak için sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturun ve bunu hayat tarzınız haline getirin.

· Düzenli egzersiz yapın. Düzenli yapılan egzersiz dolaşımınızı hızlandırarak inme riskinizi azaltır.

· Özellikle aritmi ve kalp kapak hastalıklarınız varsa; inme gelişme riskiniz çok yüksek olduğu için ömür boyu kan sulandırıcı ilaç tedavilerinize uyun.

· Ayrıca sigara içmek, fazla alkol tüketmek, obezite (şişmanlık) gibi değiştirebileceğiniz risk faktörleri açısından değerlendirmenizin yapılması ve yaşam tarzınızı buna göre düzenlemeniz için hekiminize danışın.

0

CHP PM Üyesi Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, Tekirdağ’da kaya gazı çıkarılması için yapılan sondaj çalışmalarının çevre ve insan sağlığını tehdit edeceğine yönelik iddiaları Meclis gündemine taşıdı. Yüceer, ‘Deprem kuşağında yer alan ve büyük bir deprem riski taşıyan Tekirdağ’ın söz konusu kaya gazı çıkarılması sürecinden nasıl etkileneceğine ilişkin deprem risk analizi yapılmış mıdır?’ diye sordu.

ANKARA//

CHP PM Üyesi Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, Tekirdağ’da iki şirkete kaya gazı çıkarılmasına dair lisans ve sondaj izni verilmesini Meclis gündemine taşıdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına yazılı soru önergesi veren Yüceer, kaya gazı çıkarılmasının yer altı ve yerüstü su kaynaklarına ve tarım arazilerine etkilerine ilişkin iddiaların kaygı verici olduğunu söyledi.

DEPREM RİSKİNİ ARTIRABİLİR

Deprem kuşağında yer alan Tekirdağ’ın kaya gazı çıkarılması sürecinden nasıl etkileneceğine ilişkin deprem risk analizinin mutlaka yapılması gerektiğini söyleyen Yüceer, “Tektonik tabakalara yakın derin katmanlarda biriken kaya gazının çıkarılması sürecinin depremi tetikleyeceğine ve deprem riskini artırdığına yönelik iddialar da araştırılmalıdır’ dedi.

600’DEN FAZLA KİMYASAL KULLANILACAK

Kaya gazı çıkarılması sürecinde kullanılan hidrolik çatlatma sıvısının içeriğinde bir kısmının kanserojen olduğu bilinen 600’ü aşkın kimyasalın kullanılacağını belirten Yüceer, Bakan Albayrak’a “Söz konusu kimyasalların toprak, su ve atmosfer üzerinde yaratacağı etki ve kirlilik konusunda Bakanlığınızca yapılmış bir araştırma mevcut mudur?” diye sordu. Yüceer, sondaj yapan ve lisans alan firmalar tarafından Hidrolik çatlatma sıvısı içeriğinde yer alan kimyasalların ticari sır olduğu gerekçesiyle Bakanlığa verilmediği iddiaları bulunduğunu ifade etti.

BAKAN’A SORULAR

CHP PM Üyesi Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, Bakan Berat Albayrak’a şu soruları yöneltti:

-Kaya gazı çıkarılmasının yer altı ve yerüstü su kaynaklarına ve tarım arazilerine etkilerine ilişkin Bakanlığınızca yapılmış herhangi bir araştırma/inceleme mevcut mudur? Böyle bir araştırma yapılmadı ise yapılmama gerekçesi nedir? Buna ilişkin bir araştırma yapılması düşünülmekte midir?

-Deprem kuşağında yer alan ve büyük bir deprem riski taşıyan Tekirdağ’ın söz konusu kaya gazı çıkarılması sürecinden nasıl etkileneceğine ilişkin deprem risk analizi yapılmış mıdır? Tektonik tabakalara yakın derin katmanlarda biriken kaya gazının çıkarılması sürecinin depremi tetikleyeceğine ve deprem riskini artırdığına yönelik iddialar araştırılmış mıdır?

-Bakanlığınız tarafından kaya gazı çıkarılması sürecinde doğabilecek olası risk ve tehlikeler ile halk sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin kamuoyu bilgilendirme toplantısı yapılmış mıdır? Sivil Toplum Örgütleriyle Konuyla ilgili istişari olarak yapılan bir toplantı mevcut mudur? Bu toplantıların yapılmama nedeni nedir?

-Kaya gazı çıkarılması sürecinde kullanılan hidrolik çatlatma sıvısının içeriğinde yer alan 600’den fazla kimyasalın büyük kısmının kanserojen madde içerdiğine ilişkin uzmanlar tarafından öne sürülen iddialar Bakanlığınız tarafından araştırılmış mıdır? Söz konusu kimyasalların toprak, su ve atmosfer üzerinde yaratacağı etki ve kirlilik konusunda Bakanlığınızca yapılmış bir araştırma mevcut mudur?

-Hidrolik çatlatma sıvısı içeriğinde yer alan kimyasallara ilişkin Bakanlığınıza Kaya gazını çıkaracak iki firma tarafından bilgi verilmiş midir? Ticari sır olduğu gerekçesiyle bu bilgilerin Bakanlığa verilmediği iddiaları doğru mudur?

-Gerekli risk analizleri yapılmadan kaya gazı çıkarılmasına yönelik proje yürütülmesi 3154 Sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 9’uncu Maddesi 1’inci Fıkrası (E) Bendinde yer alan “Madencilik faaliyetlerinin çevre ve kaynak koruma ilkesine uygun olarak yürütülmesini, ilgili kuruluşlar ile işbirliği içinde izlemek ve gerekli tedbirleri almak” göreviyle örtüşmekte midir?

0

Hisar Intercontinental Hospital Beslenme ve Diyet Bölümü

Dyt. Elif KARACANOĞLU

Kayısı ve badem çekirdeğinin olmamış hali olan çağla, ekşi ve mayhoş tadıyla bahar müjdecisi gibi bir meyve.. Yıl boyunca bahar mevsiminde ve sadece 20 gün görülebilen ancak faydaları saymakla da bitmeyen çağla meyvesi hakkında Hisar Intercontinental Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Karacanoğlu bilgi verdi.

Bağışıklık sistemini güçlendiriyor

Yüksek dozda C ve E vitamini ile selenyum içeren çağlanın; bağışıklık sistemini güçlendirerek hem kanserden koruduğunu hem de kanser tedavisi sırasında vücuda büyük destek sağladığı bilinmektedir. İçerisinde antioksidandan bakımdan güçlü E vitamini bulunduran çağla meyvesi özellikle cilt sağlığında oldukça etkili olabilmektedir.

Yüksek magnezyum oranıyla kalp hastalıklarına karşı koruyor

Çağla kalp ve damar hastalıklarına karşı da koruyu bir meyve özelliği taşımaktadır. Çağlada bulunan yüksek oranda magnezyum toplar ve atar damarları geliştirerek hem kanın oksijenlenme oranını artırır hem de metabolizmayı hızlandırmaktadır. Ayrıca şeker hastaları için mayhoş olan tadıyla çağla yüksek lif oranından dolayı glisemik indeksi düşük meyveler grubunda bulunmaktadır.

Çağlanın sağlığa olan faydaları

* Kötü kolesterolü (LDL) düşürür.

* Kalorisi çok düşük olduğu için ara öğün olarak tüketildiğinde kilo vermeye yardımcı olur.

* C vitamini eksikliklerini giderir.

* Tekli yağ asitleri içermesi bakımından kalp ve damar hastalıklarına karşı korur.

* İçerisindeki potasyum sayesinde tansiyonu dengeler.

* Oldukça güçlü bir antioksidan içerir bu sebeple cilt sağlığı açısından çok faydalıdır.

* İçerisindeki magnezyum sayesinde kas kasılmalarının azalmasına yardımcı olur.

* Yüksek lif içeriği ile barsaktaki iyi bakterilerin oluşumunu arttırarak probiyotik etki yaratır.

* Vücuttaki iltihabik reaksiyonlara neden olan C reaktif proteinin düzeyini düşürür.

* Safra taşı oluşumunu engeller.

0

Hisar Intercontinental Hospital Üroloji Bölümü

Prof. Dr. Sinan Ekici

Her erkekte yaşın ilerlemesiyle birlikte değişen hormonal düzey, prostat bezinde bir takım büyümeler meydana getirebiliyor. İyi huylu prostat büyümesi (BPH) idrar yapmayı zorlaştıran bir sorun olmakla birlikte genel olarak kişilerin sosyal ve psikolojik yaşantısını olumsuz yönde etkilese de, hayati bir tehlike yaratmıyor. Hisar Intercontinental Hospital Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sinan Ekici, iyi huylu prostat büyümesi hakkında bilgi verdi.

Her prostat büyümesi idrar şikayetine neden olmayabilir

Her erkekte yaşlanmayla değişen hormonal düzenin etkisiyle prostat bezinde iyi huylu büyüme meydana gelmektedir. Bu büyüme prostatın sadece iç bölgesindeki dokuda gelişir. Prostat büyümesi (benign prostat hiperplazisi) 60 yaşındaki erkeklerin %50’sinde, 80 yaşındaki erkeklerin ise %90’ında beklenen bir sonuçtur. Fakat her prostat büyümesi idrar şikayetlerine neden olmayabilir. Bu nedenle prostatın büyümesi tek başına önemli değildir. Burada önemli olan mesanenin rahatça idrarı boşaltmasına engel oluşturacak şekilde, idrar yolunu sıkıştıran prostat dokusundaki büyümenin varlığıdır. Eğer büyüme hep dış tarafa doğru olursa hastada idrarla ilgili hiçbir yakınma görülmeyebilir.

İyi huylu prostat büyümesi kanserle karıştırılmamalı!

İyi huylu prostat büyümesinde bilinmesi gereken en önemli konulardan biri; prostat büyümesi bir çeşit kanser değildir ve kanser gelişimi için bir zemin hazırlamaz. Bunlar iki ayrı hastalıktır, biri diğerinin nedeni olamaz. Fakat aynı prostatta hem iyi huylu prostat büyümesi hem prostat kanseri birlikte bulunabilir. Bu nedenle prostat büyümesi tedavisi verilmeden önce beraberinde prostat kanseri bulunmadığına mutlaka emin olunmalıdır.

İdrarda sıklıkla sorun yaşıyorsanız

İyi huylu prostat büyümesi olan hastalarda sık idrara gitme (gece ve gündüz), gece idrar yapmak için sürekli uyanma, idrar yaparken yanma hissi, ani idrar yapma isteği, idrar kaçırma, idrar yapmaya başlamada zorlanma, zorlanma veya ıkınma, kesik kesik idrar yapmak, idrar yaparken çatallanma, idrarın sonunda uzun süren damlama, idrar yaptıktan sonra mesanenin tamamen boşalmadığı hissi ve idrarda kan görülmesi gibi durumlar hastalığın başlıca belirtileri olarak öne çıkmaktadır.

Erken teşhis başka hastalıklara zemin hazırlanmasını önleyebilir

Şikayetlerin uzun zaman süreci içerisinde yavaş yavaş gelişmesi ve bu şikayetlerin hastalar tarafından yaşlılığın doğal bir seyri olarak algılanması, hastanın hekime geç başvurmasına ve bu nedenle de hastalığa bağlı komplikasyonların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

İyi huylu prostat büyümesi böbrek yetmezliğine neden olabiliyor

İyi huylu prostat büyümesinde erken teşhiste geç kalınmakla birlikte tedavide de geç kalınırsa, kişide mesanede fonksiyon bozukluğu, idrar kaçırma, idrar yolu enfeksiyonu, mesane taşları ve ani olarak hiç idrar yapamama durumu sonucu böbrek yetmezliği gelişebilmektedir.

Prostat büyümesinin teşhisinde ayrıcı tanı yöntemleri kullanılıyor

İdrar ile ilgili şikayetlere neden olabilecek BPH dışında başka pek çok hastalık vardır. Bunların başında prostat kanseri, mesane kanseri, idrar yolu darlıkları, taş hastalığı, idrar yolu enfeksiyonları, mesanenin nörolojik hastalıkları, şeker hastalığı ve ilaçlar gelmektedir. Bu nedenle uzman doktorun yapacağı yerinde sorgulama, fizik muayene ve özel tetkiklerle yapılacak ayırıcı tanı, tedavi öncesi oldukça önemli bir aşama olmaktadır. Sonuç olarak tedavinin başarısı doğru tanı ve doğru tedaviye bağlıdır.

Hastalığın tedavisinde genel olarak cerrahi yöntem tercih ediliyor

Her hasta için tedavi yöntemi belirlenirken prostatın büyüklüğü ve büyüme tipi, mesanenin etkilenip etkilenmediği yanında hastanın şikayetlerinin derecesi, yaşı ve başka hastalıkların varlığı da dikkate alınır. Yakın takip, ilaç tedavileri ve cerrahi tedaviler iyi huylu prostat büyümesi (BPH) tedavisinde uygulanan başlıca yöntemleridir. Günümüzde daha çok kapalı prostat ameliyatı olarak bilinen TUR-Prostat ameliyatı altın standart tedavi olarak yapılmaktadır.

Cerrahi tedavi uygulanan hastalarda nüks riski oldukça düşük!

Hastalar ilaç tedavilerine yeterli cevap vermediklerinde veya klinik durumları gerektirdiğinde doğrudan cerrahi tedaviye yönlendirilebilir. Hasta ve doktor önerilen cerrahi yöntemleri faydaları ve riskleri açısından karşılıklı olarak konuşmalı ve hastaya en uygun yönteme karar vermelidir. BPH tedavisinde en etkili ve kalıcı yöntem cerrahi yöntemlerdir. Cerrahi yöntemlerle prostatın idrar yolunu tıkayan büyümüş kısmının tamamı alınır. Cerrahi tedavi uygulanan hastaların uzun bir süre yeniden ameliyat olma riskleri çok düşüktür.

Cerrahi teBasın Bülteni 13 Mart 2017

İYİ HUYLU PROSTAT BÜYÜMESİ BÖBREK YETMEZLİĞİNE NEDEN OLABİLİR!

Hisar Intercontinental Hospital Üroloji Bölümü

Prof. Dr. Sinan Ekici

Her erkekte yaşın ilerlemesiyle birlikte değişen hormonal düzey, prostat bezinde bir takım büyümeler meydana getirebiliyor. İyi huylu prostat büyümesi (BPH) idrar yapmayı zorlaştıran bir sorun olmakla birlikte genel olarak kişilerin sosyal ve psikolojik yaşantısını olumsuz yönde etkilese de, hayati bir tehlike yaratmıyor. Hisar Intercontinental Hospital Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sinan Ekici, iyi huylu prostat büyümesi hakkında bilgi verdi.

Her prostat büyümesi idrar şikayetine neden olmayabilir

Her erkekte yaşlanmayla değişen hormonal düzenin etkisiyle prostat bezinde iyi huylu büyüme meydana gelmektedir. Bu büyüme prostatın sadece iç bölgesindeki dokuda gelişir. Prostat büyümesi (benign prostat hiperplazisi) 60 yaşındaki erkeklerin %50’sinde, 80 yaşındaki erkeklerin ise %90’ında beklenen bir sonuçtur. Fakat her prostat büyümesi idrar şikayetlerine neden olmayabilir. Bu nedenle prostatın büyümesi tek başına önemli değildir. Burada önemli olan mesanenin rahatça idrarı boşaltmasına engel oluşturacak şekilde, idrar yolunu sıkıştıran prostat dokusundaki büyümenin varlığıdır. Eğer büyüme hep dış tarafa doğru olursa hastada idrarla ilgili hiçbir yakınma görülmeyebilir.

İyi huylu prostat büyümesi kanserle karıştırılmamalı!

İyi huylu prostat büyümesinde bilinmesi gereken en önemli konulardan biri; prostat büyümesi bir çeşit kanser değildir ve kanser gelişimi için bir zemin hazırlamaz. Bunlar iki ayrı hastalıktır, biri diğerinin nedeni olamaz. Fakat aynı prostatta hem iyi huylu prostat büyümesi hem prostat kanseri birlikte bulunabilir. Bu nedenle prostat büyümesi tedavisi verilmeden önce beraberinde prostat kanseri bulunmadığına mutlaka emin olunmalıdır.

İdrarda sıklıkla sorun yaşıyorsanız

İyi huylu prostat büyümesi olan hastalarda sık idrara gitme (gece ve gündüz), gece idrar yapmak için sürekli uyanma, idrar yaparken yanma hissi, ani idrar yapma isteği, idrar kaçırma, idrar yapmaya başlamada zorlanma, zorlanma veya ıkınma, kesik kesik idrar yapmak, idrar yaparken çatallanma, idrarın sonunda uzun süren damlama, idrar yaptıktan sonra mesanenin tamamen boşalmadığı hissi ve idrarda kan görülmesi gibi durumlar hastalığın başlıca belirtileri olarak öne çıkmaktadır.

Erken teşhis başka hastalıklara zemin hazırlanmasını önleyebilir

Şikayetlerin uzun zaman süreci içerisinde yavaş yavaş gelişmesi ve bu şikayetlerin hastalar tarafından yaşlılığın doğal bir seyri olarak algılanması, hastanın hekime geç başvurmasına ve bu nedenle de hastalığa bağlı komplikasyonların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

İyi huylu prostat büyümesi böbrek yetmezliğine neden olabiliyor

İyi huylu prostat büyümesinde erken teşhiste geç kalınmakla birlikte tedavide de geç kalınırsa, kişide mesanede fonksiyon bozukluğu, idrar kaçırma, idrar yolu enfeksiyonu, mesane taşları ve ani olarak hiç idrar yapamama durumu sonucu böbrek yetmezliği gelişebilmektedir.

Prostat büyümesinin teşhisinde ayrıcı tanı yöntemleri kullanılıyor

İdrar ile ilgili şikayetlere neden olabilecek BPH dışında başka pek çok hastalık vardır. Bunların başında prostat kanseri, mesane kanseri, idrar yolu darlıkları, taş hastalığı, idrar yolu enfeksiyonları, mesanenin nörolojik hastalıkları, şeker hastalığı ve ilaçlar gelmektedir. Bu nedenle uzman doktorun yapacağı yerinde sorgulama, fizik muayene ve özel tetkiklerle yapılacak ayırıcı tanı, tedavi öncesi oldukça önemli bir aşama olmaktadır. Sonuç olarak tedavinin başarısı doğru tanı ve doğru tedaviye bağlıdır.

Hastalığın tedavisinde genel olarak cerrahi yöntem tercih ediliyor

Her hasta için tedavi yöntemi belirlenirken prostatın büyüklüğü ve büyüme tipi, mesanenin etkilenip etkilenmediği yanında hastanın şikayetlerinin derecesi, yaşı ve başka hastalıkların varlığı da dikkate alınır. Yakın takip, ilaç tedavileri ve cerrahi tedaviler iyi huylu prostat büyümesi (BPH) tedavisinde uygulanan başlıca yöntemleridir. Günümüzde daha çok kapalı prostat ameliyatı olarak bilinen TUR-Prostat ameliyatı altın standart tedavi olarak yapılmaktadır.

Cerrahi tedavi uygulanan hastalarda nüks riski oldukça düşük!

Hastalar ilaç tedavilerine yeterli cevap vermediklerinde veya klinik durumları gerektirdiğinde doğrudan cerrahi tedaviye yönlendirilebilir. Hasta ve doktor önerilen cerrahi yöntemleri faydaları ve riskleri açısından karşılıklı olarak konuşmalı ve hastaya en uygun yönteme karar vermelidir. BPH tedavisinde en etkili ve kalıcı yöntem cerrahi yöntemlerdir. Cerrahi yöntemlerle prostatın idrar yolunu tıkayan büyümüş kısmının tamamı alınır. Cerrahi tedavi uygulanan hastaların uzun bir süre yeniden ameliyat olma riskleri çok düşüktür.

Cerrahi tedavi uygulanması gereken durumlar

· Hastanın hiç idrar yapamaz hale gelmesi

· İlaç tedavisine ve minimal invaziv yöntemlere yeterli cevap vermeyen hastalar

· İdrarda devam eden kanama olması

· Büyümüş prostatın yaptığı tıkanıklığa bağlıidrar kesesinde taş oluşmuş olması

· Sık idrar yolu enfeksiyonu geçirmek

· İdrar yolunda uzun süre devam eden tıkanıklığa bağlı böbrek yetmezliği gelişmesidavi uygulanması gereken durumlar

· Hastanın hiç idrar yapamaz hale gelmesi

· İlaç tedavisine ve minimal invaziv yöntemlere yeterli cevap vermeyen hastalar

· İdrarda devam eden kanama olması

· Büyümüş prostatın yaptığı tıkanıklığa bağlıidrar kesesinde taş oluşmuş olması

· Sık idrar yolu enfeksiyonu geçirmek

· İdrar yolunda uzun süre devam eden tıkanıklığa bağlı böbrek yetmezliği gelişmesi

0

Deren Sedenoğlu
Kısa sürede iyileşme fark edeceksiniz, sadece düzenli olarak kullanmaya devam edin.
Kabak, son derece faydalı bir gıda ama aynı zamanda çekirdekleri de bir o kadar kayda değer. Kabak çekirdeği çok sayıda besin maddesi açısından zengin ve bunların en önemlilerinden biri cucurbitacin isimli bileşen. Bu bileşen prostat büyümesini önlenmeye yardımcı olmakta…

Günlük beslenmenize daha fazla kabak çekirdeği dahil etmeyi deneyin. Örneğin, her gün bir çorba kaşığı tuzsuz kabak çekirdeği yiyebilirsiniz.

Aşağıda size, iltihaplı prostat, yüksek kolesterol ya da gastrit tedavisinde yardımcı olacak son derece besleyici bir içecek göstermeye karar verdik! Kabak çekirdeği ile yapılan bu doğal bir tedavinin tarifine bir göz atın.

Malzemeler:

1 avuç taze kabak çekirdeği
1 su bardağı su

Bu sihirli çekirdekler size iki şekilde yardımcı olabilir: İltihabı önleyen bir bileşenden bol miktarda içerirler. Diğer yandan, mesaneyi boşaltmaya ve çok çaba sarf etmeden tüm zehirli maddeleri atmaya yardımcı olacak diüretik etkiye sahiptirler.

Bu da size prostat büyümesi sorununu iyileştirmede yardımcı olur. Tek yapmanız gereken, bir avuç taze kabak çekirdeğini ezmek ve bir bardak suyu kaynatmak. Su kaynamaya başladığında, ocaktan alın ve ezilmiş kabak çekirdeklerin ekleyin. 10-15 dakika böyle dinlenmeye bırakın ve ardından çekirdekleri ayırmak için süzün. Bu içecekten her gün için. Kısa sürede, sadece prostat büyümesi ile ilgili değil, aynı zamanda genel sağlığınızda da büyük bir iyileşme fark edeceksiniz!

0

Sigara ile mücadelede biz hekimlere düşen en anlamlı görevin olabildiği kadar anlaşılır bir şekilde sigaranın zararlarını ortaya koymak olduğuna inanıyorum.

Bu yazıda hastalar ve özellikle yakınları tarafından sigara kullanımı ile ilgili sıkça sorulan, merak edilen konuları ve özellikle ürolojiyi ilgilendiren hastalıkları sırasıyla açıklamak istedim.

Sigaradaki  zehirli maddelerin özellikle; üriner (idrar boşaltım) sistemde meydana getirebileceği zararlar nelerdir?  sorusunu kısa başlıklar altında toplayıp açıklayalım:

  • infertilite (kısırlık:çocuk sahibi olamama)
  • Erkeklerde cinsel işlev bozukluğu ’’impotans’’
  • Ürolojik Kanserler
  • Böbrek kaynaklı Hipertansiyon
  • ‘‘Inkontinans’’(idrar kaçırma)
  • İnfertilite (kısırlık)

Nikotin hangi mekanizma ile kısırlığa yol açmaktadır?
Nikotinin merkezi sinir sitemini etkileyerek üreme üzerinde kilit rol oynayan ve beyindeki bazı merkezlerden salınan GnRH hormonunun etkinliğini azalttığı düşünülmektedir.Sigaradaki kanserojen ve toksik (zehirli) maddeler; erkeklerde kromozomal hasara neden olarak sonraki nesillerde; genetik anomalilere neden olmakta, sperm kromozomal hasarına bağlı olarak düşük olasılığını arttırmakta ve sperm sayısı ve kalitesini bozmaktadır.

Erkekde Cinsel İşlev Bozukluğu “impotans”
Sigaranın neden olduğu sertleşme problemi; kan damarlarının yapısının bozulması,  arteryel (temiz bol oksijenli) kan akımını engellenmesive  kan odacıklarının yapısını bozması ile alakalıdır. Artık sigara paketlerinin üzerinde yazılması zorunludur.

Ürolojik Kanserler

Sigaranın Ürolojik Kanser gelişimi üzerine çok ciddi etkileri bulunmaktadır.Görülen ürolojik kanserlerin büyük çoğunluğu sigara ile ilişkilidir.

Mesane Kanseri(idrar kesesi kanseri)

Mesane kanseri gelişiminde bir çok faktör (yaş, cins, ırk, ailevi yatkınlık, kronik enfeksiyonlar, boya ve deri işi ile ilgili meslekler) rol oynasa da en başta sigara gelmektedir.

Sigara içenlerde gözlenen mesane kanseri oranı nedir?
Sigara içenlerde Mesane kanseri gelişim şanssızlığınormal’e ( sigara içmeyenlere ) oranla 4 kat daha fazladır. Mesane Kanseri olgularının 1/3’ünde sigara ile bağlantı ortaya konulmaktadır. Sigara içimi erkeklerdeki mesane kanseri ölümlerinin yaklaşık yarısına , kadınlarda ise 1/3’ üne neden olmaktadır.

Sigara, Mesane kanseri oluşumuna hangi yoldan etki etmektedir?

Kanser gelişimi, içilen sigaranın süre ve duman inhalasyonu(alımı) ile doğrudan alakalıdır. Sigara içeriği olan nitrosamin, 2 naftilamin , 4aminobifenil ve idrar dakitriptofanmetabolitleri mesane kanseri gelişiminden sorumlu olarak saptanmıştır.Uzun süre sigara içen birisi sigarayı bıraktığında mesane kanseri gelişme riski hemen durur mu?
Hayır. Sigara kullanımı bırakılsa bile mesane kanser oluşma riski ancak 20 sene sonra normale döner ki bu süre kalp-damar hastalıklarına ve Akciğer kanserine yakalanma süresinden bile uzundur.

Diğer üriner sistem kanserleri ile sigaranın ilişkisi nasıldır?

Böbrek kanserleri içinde en önemli dış etken tütün kullanımı olarak saptanmıştır. 1.4-2.3 oranında riski arttırmaktadır. Kanser gelişimi sigara içim süresi ile direk ilişkilidir. Sigara aynı zamanda böbrek toplayıcı sistem kanserleri gelişiminden de sorumludur. Prostat kanser vakalarında özellikle sigara prognozu (hastalığın seyirini) kötüleştirmektedir.

 

DOÇEK Çamlıca-Mercan Köy arasında bir doğa yürüyüşü gerçekleştirdi.
Mercan Göleti de donmuş.

 

Keşan DOÇEK (Doğa Çevre ve Kültür Derneği) geçtiğimiz Pazar günü “Çamlıca-Pırnar-Mercan” güzergahında bir doğa yürüyüşü gerçekleştirdi.

 

40 kişinin katılımıyla gerçekleşen doğa yürüyüşü sabah saatlerinde Çamlıca’da başladı. Köy içini Erdal Tavşantepe’nin anlatımlarıyla gezen yürüyüşçüler sert bir havanın eşliğinde, dere çatakları ve vadileri aşarak  Pırnar Köyü altına kadar geldiler ve öğle kumanyalarını burada yediler ve karların erimediği yerlerde kartopu oynadılar.

 

Yer yer kar ve buzun devirip kırdığı çam ağaçlarının arasından geçen ekibi Mercan Göletine ulaştığında bir başka sürpriz bekliyordu.

 

Gölet donmuş ve üzeri kalın bir buz tabakasıyla kaplandığı gibi yağan karların etkisiyle yükselmiş ve geçiş yollarını kapamıştı, yan patikaları kullanarak göleti geçen ekip akşamüstü Mercan Köyüne ulaştı ve faaliyetlerini kazasız belasız tamamladı.

 

Keşan DOÇEK Başkan Yardımcısı Halime CAN, “Bölgemizde bu yıl kış koşullarının çok sert geçtiğini, uzun süredir böyle bir kar yağmadığını, bunun keyfi olduğu gibi sıkıntılarının da olacağını, göletlerin dolması, toprağın doyması açısından herkesin böyle bir mevsim beklediğini, Mercan Göleti gibi diğer göletlerin de buz tutmasının iklim koşullarının sertliğine bir işaret olduğunu” söyledi ve “doğa yürüyüşlerine katılmak isteyenleri önümüzdeki faaliyetlere beklediklerini” ifade etti.

Keşan Saros Doğa Sporları Topluluğu’nun  (SARDOS) köylere yaptığı bisiklet turları devam ediyor. Orda bir köy var uzakta projesi kapsamında başlatılan köylere bisiklet turlarının bu haftaki uğrak yerleri Siğilli, Türkmen ve Boztepe köyleri oldu. Sabah saatlerinde Keşan’dan -7 derece gibi bir havada başlayan tur öğleden sonra başladığı noktada son buldu. 10 bisiklet severin katıldığı turda toplam 35 km. pedal çevrildi.
SARDOS adına bir açıklama yapan Gülden Gezer YUMUŞAK:  Kış sezonunun başlangıcından itibaren başlattığımız ”Orda bir köy var uzakta” projesine kaldığımız yerden devam ediyoruz . Bu güne kadar 16 köyümüze proje kapsamında pedal çevirdik, buralarda yaşayan insanlarımız ile bazen bir çay, bazen bir dilim ekmeği paylaşarak harika anılar topladık. Bu hafta sonu da Siğilli, Türkmen ve Boztepe köylerimizi dolaştık . Türkmen köyünde çok güzel karşılandık, halkın ilgi ve misafirperverliği bizi fazlası ile memnun etti ve Türkmen köyümüzü de güzel anılarla doldurduğumuz köyler arasına koyduk.
Hafta sonu faaliyetlerimiz bir hafta bisiklet, bir hafta doğa yürüyüşü olarak dönüşümlü devam etmekte olup herkesin katılımına açıktır. Bizi SARDOS//facebook.com sayfasından takip edebilirsiniz..

0

Genç Erişkinlerde Kolon ve Rektum Kanserlerinin Görülme Oranı Giderek Artıyor!

2011-2014 yılları arasında yurtdışında yapılan bir araştırmaya göre kolon ve rektum kanserinin 50 yaş altındaki kişilerde görülme oranı %11 oranında artmış…

Son yıllarda akciğer, prostat ve meme kanserinden sonra en çok görülen kanser türü olan kolorektal kanserler hakkında merak edilenleri Hastane Derindere Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ersin Acet’ten öğrendik…

Son 10 yılda ciddi bir artış var!

10 yıllık döneme bakıldığında artış oranı çok ciddi. Bu rakamlara bakıldığında kolorektal kanser tanısı alacak kişi sayısının giderek artacağını söylemek mümkün. Erken yaş döneminde kanser tanısı alacak kişilerde, hastalık daha agresif ilerleyebileceği için tanının bir an önce konması ve gerekli tedaviye en kısa sürede başlanması gerekiyor.

Temel sorun: Belirtiler göz ardı ediliyor!

Burada asıl sorun, kolorektal kanserlerin erken döneminde hastalığa özgü şikayet ve bulguların olmamasıdır. Rektal kanama, karın ağrıları, dışkılama alışkanlığında değişiklik gibi durumlar selim kolorektal hastalıklarda da görülebildiği gibi, aynı anda da var olabilirler. Yani hemoroid hastalığı ile birlikte kolorektal kanser aynı kişide aynı anda var olabilir. İleri yaşlarda mutlaka dikkat edilmesi gereken bu durum, gençlerde göz ardı edilebildiği için genç hastaların kanser tanısı daha geç evrelerde konulabilir. Bu noktada kişiye özel yaklaşım ve yakın takip, mutlaka uygulanmalı, fizik muayenenin yanı sıra kolorektal kanserlerin tanısında altın standart olan rektosigmoidoskopi ve kolonoskopi gibi endoskopik tanı yöntemlerini uygulamaktan kaçınılmamalıdır.

Ailede kanser varsa tarama yaptırmak için daha erken davranın!

Aile geçmişinde kolorektal kanser ya da başka bir kanser hikayesi olanların taramalarını daha çok önemsemeleri ve belirlenen standart yaş gruplarından daha önce yaptırmaları gerekir. Özellikle rektal kanama söz konusuysa kolorektal kanser taraması için çok genç olduğunuzu düşünerek ertelemek yanlış bir hareket olacaktır. Kolorektal kanserin gençlerde görülme sıklığının artması güncel verilerle tam olarak açıklayabilmiş değiliz. Hastalığın yaklaşık üçte biri genetik hastalık ya da ailesel yatkınlık ile açıklanabilse de üçte ikisinin nedeni ne yazık ki bilinmiyor. Bu konu halen tartışmalı ve spekülasyonlara açıktır. Güncel kılavuzlar kolorektal kanser tarama testlerini 50 yaş itibari ile önermektedir. Ancak, Lynch sendromu ya da ailesel adenomatöz polipozis sendromu gibi kolorektal kanser ve diğer kanserlerin riskini artırır bir genetik bozukluk ya da hastalık durumunda, 50 yaş üzerinde başlayan kolorektal kanser tarama testleri erken tanı için yeterli olmamakta ve hastalıkların tanısının geç konulmasına neden olabilmektedir. Ailede genetik hastalık öyküsü varsa tarama yaşı kişiye özgü olarak belirlenmeli ve bu ailede teşhis edilen en genç hastanın teşhis konulduğu yaştan 10 yıl daha erken olmalıdır.

Kanserin tek nedeni aile öyküsü değil!

Fast-food ve işlenmiş gıdaların hayatımızda daha fazla yer alması ile birlikte yanlış beslenme ve hareket azlığına bağlı

0

 

 

Keşan’ı kış mevsiminde konumu gereği esir alan hava kirliliğinden kurtarması planlanan doğalgazla ilgili bilgilendirme toplantısı 29 Aralık 2016 Perşembe günü düzenlendi.

Toplantı, Keşan Belediyesi, Makine Mühendisler Odası Keşan Temsilciliği ve GAZDAŞ A.Ş. işbirliğinde gerçekleştirildi.

Keşan Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü Personeli Osman Coşkun’un sunuculuğunda gerçekleştirilen ve Keşan Belediyesi tarafından yaptırılan Çok Amaçlı Pazaryeri Kompleksi’ndeki Konferans ve Tiyatro Salonu’nda yapılan ve saat 14.00’te başlayan toplantıya Keşan Kaymakamı Nuri Özder, Keşan Belediye Başkanı Opr. Dr. Mehmet Özcan, Keşan Belediye Başkan Yardımcısı Cengizhan Aktan, GAZDAŞ Edirne İşletme Müdürü Cumhur Pedemir, Keşan Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Yüksel Alioğlu; başta apartman yöneticileri ve konuya ilgi duyan vatandaşlar katıldı.

Toplantıda ilk olarak konuşan Özcan, şunları söyledi “Çok önemli bir çevre problemimizi halletmeye ramak kaldığımız günlerdeyiz. Geçmişi uzun uzun anlatacak değiliz. Ama son 4 yıldır artan nüfusumuz, yenilenen binalar, kullandığımız ısınma maksatlı Trakya Kömürü hakikaten sakin havalarda sağlığımızı ciddi tehdit eden hava kirliliklerine sahne oluyordu. Son geçen yıl alınan önlemlerle bu yıl geçen yılın aynı dönemlerine göre karşılaştırdığımızda kirlilikte % 50’den fazla bir düşüş oranı var. Hepimiz çok uğraştık doğal gaz gelsin diye. Sonunda Keşanlılar bunu başardı. Sağ olsun adını bir kez daha buradan anacağım bir önceki Valimiz Dursun Ali Şahin beye de buradan bir kez daha teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Gerekli sayılar vardı abone için ama daha sonra sayın bakan Müezzinoğlu’nun toleransıyla 5.000’e indirdiler. Hep beraber bir önceki kaymakamımızla birlikte oda başkanları, kamu ve kuruluşlar olarak, siyasi parti başkanları ve ben mahalle mahalle kahve kahve gezdik ama 1700 kişi de kaldık. Keşan Belediye Meclisi olarak bu rakamın geri kalanını belediye olarak ödemeyi üstlendik. Anlık ölçümlerde ilçemiz kirlilik değerleri yüksek olduğu için doğalgaz dağıtım bölgesi olarak kabul edildi. Trakya da 2005 yılında Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli doğalgaz dağıtım işini Zorlu Grubu aldı. Keşan da 15 Haziran 2016 tarihinde doğal gaz temelini attık. Firma yetkililerinin temel atma töreninde bizlere sözleri vardı. Bizlere 31 Aralık 2016 tarihine kadar Keşan’ın % 50 döşeme işinin tamamlanacağını belirttiler. Şu anda çok mutluyum döşeme işinde % 70’lere yaklaştık. Akşam itibariyle de yeni bir haber. Ana borudan çevrim istasyonuna çevrim istasyonuna gaz basılmaya başlandı. Yine temel atma töreninde bizlere sözleri vardı. 31 Aralık 2016 da ilk gazı vereceğiz diye. Yılbaşı olmasa aceleye gelmese bir tören yapmaya kalksak 31 Aralık Cumartesi günü ilk gazı yakma şansımız olacak ama biz bunu Ocak ayının ortalarına doğru aynı zamanda Gazdaş firmasının belediyemizden kiraladığı yerin açılışı ile 10-15 Ocak tarihlerinde hem gaz yakma töreni hem de Gazdaş’ın büro açılışını yapabiliriz. Değerli hemşehrilerim Nisan veya Mayıs ayında kalan % 30’luk döşeme işi de bitecek. İşin ondan sonraki kısmı konut bağlantılarını firmalar

kısa sürede yaparlar. Burada 2018 kışı için Mayıs ayından Ekim ayına kadar epey bir süremiz olacak. Konutların gaz şebekelerine dahil edilmesi, apartmanların dönüşüme geçmesi bir takım teknik sorumluluklar gerektirecek. Şu aşamada Keşan içinde doğalgazla ilgili ciddi bir Pazar var. Ben diyeyim 100 Milyon TL siz deyin 150 Milyon TL ve bu maksimum 3 sene içinde tüketilecek bir pasta. Bölgemdeki Makina Mühendisleri Odası meslektaşlarını bu pazara hazırladılar sanırım. Gazdaş burada bu işte direksiyonun başında olacak kurum olacak. Apartman büyüklüklerine göre yönetimler nasıl karar alacak. Sizleri bununla ilgili olarak birinci ağızdan yetkilileri olan Gazdaş Firması yetkilileri ve Makine Mühendisleri Odası yetkililerinden bilgi almanız için davet ettik. İstiyoruz ki temiz havaya kavuşurken insanlarımız üç beş masrafımız olacak ama insanlarımız aldanmasın. Hemşehrilerime tavsiyem Gazdaş’ın kurallarına uyalım. 1 lira ucuz değil kalitelisini kim yapıyor. Buna göre hareket etmenizde fayda var. Kahve köşelerinde bilen bilmeyenin söylediklerine kanmadan yetkili teknik adamların vereceği bilgiler doğrultusunda gerekeni, yapmanızı öneriyorum. Hepimize hayırlı olsun. İnşallah 2018 de ben kabaca Keşan’ın % 25 hedefe ulaşacağımızı 2-3 yıl içinde de Keşan’ın % 60’nın doğalgaza geçeceği kanaatindeyim. Hepinize saygılar sunuyorum. Hayırlı olsun.”

Özcan’ın ardından Makine Mühendisleri Odası Edirne Şube Başkanı Aziz Avukatoğlu da bir konuşma yaparak şu bilgileri verdi.“Büyük bir atılım içersinde olan Keşan hava kirliliğinden kurtulmak için hızlı ve doğru bir çalışma yaptığına inanmaktayım. Mevcut oturduğunuz binalar merkezi sistemle ısınıyorsa doğal gaza geçişte yine merkezi sistemle devam edin. Kömür ücretini 12 aya böldüğünüz için düşük ücret ödediğinizi düşünüyorsunuz. Doğalgazda 22 dereceye ayarladığınızda sıcaklık 22 dereceye geldiğinde yakıtınız kesilecek ve tasarruf sağlamış olacaksınız. Doğalgaz da merkezi sistemi seçmeniz sizler için en iyi sistemdir. Doğalgazı yaptırmaya başladığınız zaman İstanbul’dan bir sürü firmalar dolacak buraya. Size ucuza yapıyoruz şöyle yapıyoruz böyle yapıyoruz diyerek sizi kandırmaya çalışacaklar. Bu konuda en çok dikkat edeceğiniz konu gideceğiniz firma gaz şirketinden yetki almış mı bunu mutlaka sorgulayın. Gazdaş’tan yetkisi olmayan firmalara sakın iş yaptırmayın. Sonra büyük sorunlar yaşarsınız. Gazdaş sizi muhatap kabul etmez yüklenici firmayı kabul eder., sizi abonelik için muhatap kabul eder. Yapım aşamasında muhatap yüklenici firmadır.”

Avukatoğlu’ndan sonra söz alan GAZDAŞ Firması Edirne İşletme Müdürü Cumhur Pekdemir de Keşan Belediyesi’nin doğal gaz çalışmaları ile ilgili bilgiler vererek şu açıklamayı yaptı. “ İstasyondan gaz basımı başladı. Keşan ve İpsala’da bu yılın ortasında başlatmış olduk. 16 Haziran 2016 tarihinde Keşan’da temel atma törenini gerçekleştirdik. Keşan2da 6 kilometrelik çelik hat, 56 kilometre polieten hat döşedik. 8 kilometre bir servis hattı, baktığımızda 70 kilometre bir hat döşenmiş oldu.Keşan hava kirliliğinde ilk beşten aşağı inmiyor. Doğalgazın geçilmesiyle hava kirliliğinin göreceli olarak düştüğünü göreceksiniz”

Pekdemir bunun dışında doğalgazla ilgili teknik bilgiler de verdi.

Pekdemir’den sonra söz alan Özgür Tunca Akar da abonelik konusu ile ilgili neler yapılabileceği konusunda bilgiler vererek, 10-15 Ocak 2017’de açılacak Gazdaş Büromuzda abonelikle ilgili başvuruları kabul edeceğiz.

Son bölümünde gerçekleşen bölümde ise vatandaşların sorduğu sorular cevaplandırıldı.

Ayrıca daha önce ödenen 335 TL abone bedeli ücretlerinin de Özel İdare Hesabına yatan bir ücret olduğu belirtilerek vatandaşların dekontlarıyla parayı yatırdığı bankaya giderek bu ücretleri geri alabileceği de açıklandı.

0

Interpress’in, 2016 yılında basında yer alan 749 bini aşkın genel sağlık haberini kapsayan araştırmasına göre; yıl içinde en çok diyet, kanser ve diyabet haberlerinin öne çıktığı belirlendi.

Geride bırakmak üzere olduğumuz 2016 yılı içinde yazılı basında çıkan genel sağlık haberleri 750 bine yaklaşırken, sağlık sektörü ile ilgili ise 420 binin üzerinde haber yer aldığı tespit edildi. Interpress’in ulusal, bölgesel ve yerel üç bine yakın gazete ile dergiyi kapsayan araştırmasına göre, ‘diyet ve beslenme’ konusunda yazılı basına 90 bine yakın haber yansırken, meme, lösemi, lenf, kolon ve prostat gibi bir çok farklı çeşidi olan ve çağımızın en tehlikeli hastalıkları arasında yer alan ‘kanser’ hakkında ise yazılı basında 64 bini aşkın haber yayınlandığı ortaya çıktı. Ülkemizde sıkça görülen hastalıklardan biri olan ‘diyabet (şeker)’ ile ilgili ise geçtiğimiz yıl yazılı basında 41 binden fazla haber çıktığı belirlendi.

Obezite ve aşırı kilo sağlığımızı tehdit ediyor…

Yapılan aynı araştırmaya göre, özellikle çocukların ve gençlerin büyük risk altında olduğu ve hızlı beslenmenin yol açtığı hareketsiz yaşam sonucu oluşan ‘obezite ve aşırı kilo’ da yazılı basında 28 bine yakın haberle gündeme geldi. Ülkemizde yüzde 50’yi aşan oranda yapılan sezaryen ile doğum tartışmalarının öne çıktığı ‘gebelik ve hamilelik’ ile alakalı yazılı basında 26 binin üzerinde haber yer alması da dikkat çekti.
Yazılı basında hipertansiyon başta olmak üzere “tansiyon” ile ilgili yıl boyunca 21 binden fazla haber yayınlanırken, ‘kalp damar’ hastalıklarının ise 20 bini aşkın habere konu olduğu tespit edildi.

Öne çıkan diğer hastalıklar grip, göz hastalıkları ve astım oldu …

Aynı araştırmada öne çıkan diğer başlıklar ise 16 bine yakın haberle ‘grip’, 13 binden fazla haberle ‘göz hastalıkları’, ve 12 bine yakın haberle ‘astım’ olarak belirlenirken, ‘alzheimer’, ‘otizm’, ‘AIDS’, ‘organ nakli’ ve ‘eklem hastalıkları’ hakkında çıkan haberlerinde yazılı basında sıkça yer aldığı görüldü. Ayrıca Interpress tarafından yapılan araştırmada 2016 yılı boyunca çıkan haber sayısının geçen yıla göre büyük artış gösterdiği tespit edildi.

0

 

Çene altındaki dolgunluk yani “gıdı” çok genç yaşlarda bile ortaya çıkabilen, estetik açıdan çok rahatsızlık veren bir sorundur. Yaşla beraber çene ovali şekli bozulabilir ve gerginliğini kaybedebilir. Boyun bölgesindeki elastikiyet kaybının ve ciltte sarkma gibi etkilerin, yaşı olduğundan fazla gösterebileceğini belirten Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Türker Özyiğit, bu bölgede yapılacak küçük işlemlerin, büyük değişimler yaratabileceğini anlattı…

Kilo almak ya da almamak” işte bütün mesele bu!

Kilomuzu ah bir koruyabilsek… Kışın almasak yazın vermesek ya da hiç doğum yapamasak… Metabolizmamızı bozan tiroid veya şeker hastalıkları bize hiç uğramasa, ya da psikolojimiz çok sağlam olsa… İşte bu sıraladığımız nedenlerin hiçbiri olmadan genetik kodlamamız karşımıza yağlanma olarak çıkıyor. Gıdı yani boyun bölgemiz de nasibini alıyor tabi ki. Beraberinde genellikle çene konturu da bozulabiliyor ve sarkabiliyor.

Çaresi var mı? Nedir? Nasıl yapılır?

Lazer lipoliz yöntemi… İnfiltratif anestezi ile yani bir iğne ile uyuşturulduktan sonra, çene altında bir enjektör ucu yardımı ile delik açılır. Bu delikten içeriye lazer lipoliz cihazının kanülü gönderilir.

Lazer bu bölgede iki iş yapmaktadır: Birincisi yağları eritmek, diğeri cildi sıkılaştırmak. Bazı durumlarda hiç yağlanma olmadan sadece deri veya kas gevşekliği olmaktadır. Bu durumda lazer ile sadece sıkılaştırma yapılır. İşlem sonucunda bir korse takılır. Bu korse kişinin iş veya sosyal yaşantısına göre ayarlanır.

İyileşme ne zaman tamamlanır? Sonuçlar ne zaman görülmeye başlar?

Hemen ameliyat sonunda sonuç görüleceği gibi esas şişliklerin tamamen geçmesi birkaç ayı bulabilmektedir. Ancak ortalama 10-14 gün gibi bir sürede belirgin bir değişim gözlenecektir.

İşlemin riski var mıdır?

Her operasyonda olduğu gibi bu işlemde de risk vardır. Lazer kullanımı konusunda tecrübeli cerrahlar ile riskler minimum olacaktır. Gıdı lipoliz tek başına uygulanabildiği gibi diğer vücut liposakşını işlemleri ile veya yüz gençleştirme işlemleri ile de sıklıkla kombine edilmektedir.  Lazer lipoliz, Ayakta, minimal invaziv denilen yani genel anestezi-hastane yatışı gerektirmeden, teknoloji bazlı hızlı iyileşme süresi ile gıdı ve çene kontur problemlerine inovatif yaklaşım getirmektedir.