İNSAN HAKLARI GÜNÜ MESAJI

Nurullah AYDIN-ANKARA

Evrenin sayısı belirsiz yıldızları içinde güneş sisteminin dünya gezegeninde yaşayan insanoğlu, hala insan olma gerçeğini algılayabilmiş değildir.

 

Dünya gezegeninin kendine özgü formatına uygun, doğayla hayvanlarla bitkilerle birlikte varlığını sürdüren insanoğlunun sayısı son yüzyılda 1 milyardan 7 milyar çıktı.

 

İnsanoğlu; bilim ve teknolojide büyük atılımlar yapmasına, yaşamın temel taşlarını evreni çözmeye yönelmesine rağmen, adil eşit özgür bir yaşam oluşturmayı başaramamıştır.

 

Zenginlik içinde refahını yaşayan bir kesim insanlar yanında; çoğunluk, yoksulluk açlık çekmektedir. Doğayı tahrip eden, hayvanların yaşam alanlarını daraltan insan; geleceğini de tahrip ettiğinin farkında değildir. Tehlikeleri dile getirenler ise etkisiz kalmaktadır.

 

Dünya, İnsan Hakları Günü’nü kutlarken; insan haklarının ihlalleri ise farklı şekillerde sürüyor. Bir yanda kavramlar, sloganlar var, bir yanda ise insanlık dışı uygulamalar sürüyor.

 

Demokrasi özlemi yanında dinsel ve etnik çatışmalar; katliamlara, yakıp yıkmaya yol açarken, vandalist düşünce insanlara acı çektirmeye devam ediyor.

 

Emperyal devletlerin sömürü algısı nedeniyle birçok ülkede iç savaşlar devam ediyor.

 

İnsan hakları ihlallerinin, baskılarının, dayatmalarının, işkencelerin ve ölümün reva görüldüğü halkların başında ise; Ortadoğu ve Afrika halkları geliyor.

 

İnsanlar arasında ırk, din, renk, yaş, cinsiyet ayırımı yapmadan sevgi, saygı, dostluk duygularını geliştirmek, insanın insan olmak haysiyeti ile sahip olması gereken hakların hepsine İnsan Hakları denir.

 

İnsan hakları, kişiyi kendi özüyle yaşatacak kurallardır. İnsanın insana hükmetmesi, onu ezmesi insan onuruna yakışmayan ve kabul edilemeyecek bir davranıştır. Bu tür ayırımların yapıldığı toplumlarda kavga, çatışma, isyan eksik olmamıştır. İnsanlar arasında hak, eşitlik, adalet, özgürlük düşüncesi yaygınlaştıkça bu konuyla ilgili mücadeleler de artmıştır.

 

İnsanlara insan oldukları için sahip olmaları gereken bir takım hakların bulunduğu fikri; ilk kez İngiltere’de ortaya atılmıştır. 1789 Fransız İhtilali, Avrupa’da insan haklarının kabul edilmesini ve uygulanmasını sağlamıştır. İnsan Hakları Bildirisi yayımlanmıştır.  Bu fikir akımı19. Yüzyıldan itibaren ABD ve diğer bir çok ülkelere yayılmıştır.

 

Hakları ihlal edilenlerin hak ihlali yapanlara karşı bireysel karşı koymalar etkili olamamıştır. Bu sebeple, insanların haklarının, artık devletleri yönetenlerin güvencesi altında olması fikri ağırlık kazanmıştır.

 

Barışı ve güvenliği sağlamak amacıyla 24 Ekim 1945’te Birleşmiş Milletler Örgütü kuruldu. BM; 10 Aralık 1948 tarihinde İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini kabul ve ilan etti.

 

İnsan Hakları Beyannamesi; 30 maddeden oluşmuştur. Bu beyanname insana değer veren, özgürlük, eşitlik tanıyan duyurudur. 10 Aralık ile başlayan hafta Birleşmiş Milletlere üye ülkelerde İnsan Hakları Haftası olarak kutlanır.

 

İnsan Hakları Evrensel Bildirisi ile esas amaç; bu tanıma uyan insan haklarının hiçbir tereddüde meydan vermeden uygulanmasıdır.

 

Bütün bu çalışmalar; insanların daha çağdaş yaşama isteğinin birer ürünüdür. Zamanında insan haklarının tam ve hiçbir ayrım yapmadan korunmaması, bu zorunluluğu kaçınılmaz kılmıştır. Sözde var olması, tam uygulanmasını sağlamamıştır. Yapılan eksik uygulamalar, insanın insana yaptığı eziyetler insan kişiliğini zedeler olmuştur.

 

İnsan haklarını anlamak, sahip çıkmak, korumak ve geliştirmek için; İnsan, hak, hukuk, özgürlük, eşitlik kavramlarının bilinmesi ve doğru anlaşılması gerekir. Bu kavramlar insan hakları inşasının temel taşlarındandır.

 

Barış, özgürlük, huzur, adalet, hoşgörü ve sevgi çiçeklerinin yeşerdiği bir dünya düzeni gerçekleştirme özlemi için mücadele eden insanlık tarihin şerefli insanlarını bir kez daha anarken, insan hakları gününü kutlarım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir