DÜNYADA BİR İLK: YENİ DOĞAN BEBEĞE OYUNCAK DEĞİL KİTAP ARMAĞANI

Güncel Haberler

imzalatıp hediye etti.

*Kitap, naçizane şahsımın,Türkiye-Hollanda Arasında 400 Yıllık   Resmi İlişkiler ve Hollanda’ya Türk Göçünün 50’inci Yılı’ kitabı.

*Hediye eden dede: Osman Sezgin. Hediye edilen torun: Kerem
Varlık

Ne dersiniz, anlatacağım gelişme, dünyada bir ilk midir acaba?
Yeni doğmuş bir bebeğe alınması düşünülecek hediye ve oyuncakların sayısı bini bulur herhalde? Bu hediye ve oyuncaklar içinde ‘kitap’ hiç düşünülmemiştir sanırım.
Hiç kimsenin düşünmeyeceği bir hediye verme işlemini Osman Sezgin düşündü.

Osman Sezgin ile ilk temasımız 2018 mart ayında olmuştu. Bana şöyle bir soru yöneltmişti:
Sevgili İlhan bey, ben Hollandada yaşayan 2’nci kuşak Türk vatandaşlardan biriyim Yazılarınızı 38 yıldır beğenerek okuyorum. Siz duayen bir gazetecisiniz. Her konuda Hollanda’da yaşayan bizlere engin tecrübenizle ışık tutuyorsunuz.
Rahmetli babam, birinci kuşak olarak 1960’lı yılların başında Hollanda’ya geldi ve aile birleşimi oldu. 3 yıl önce Türkiye’ye geri dönüş yaptılar.

Sizden bir ricada bulunacağım. 1970’li yıllarda Hilversum radyosunda Türkçe yayın yapan programdaki spiker beyefendinin ismini rica edebilir miyim? Babamla kısa bir dostluğu olmuş. Babam sürekli o beyefendiden bahsediyor. Benden ona selamını iletmemi istiyor. Bu konuda bana yardımcı olursanız çok sevinirim. Şimdiden çok teşekkür ederim ve saygılarımı sunarım.’

Ben de kendisine, ‘Hilversum Radyosu’ndaki ilk Türk spiker Erkan Tapan idi. Türkiye’ye döndü ve Unilever’in Genel Müdürü oldu. Sonra da Sümerbank’ın Genel Müdürü oldu. Erkan Tapan’dan sonra radyodaki görevi İnaç Kutluer ve Ahmet Azdural üstlendiler’ yanıtını vermiştim.

Osman Sezgin’den ikinci mesajı geçtiğimiz ocak ayında aldım. O mesajda da şunlar yazılıydı:
‘İlhan bey, rica etsem lutfen sizin daha önce yayınladığınız kitabınızı imzalı olarak gönderir misiniz? Kerem adını koyduğumuz bir torunum oldu, ona hediye olarak vermek istiyorum. Siz duayen bir gazetecisiniz. Rahmetli babam da sizin yazılarınızı sürekli takip ederdi. Allah size uzun ömürler versin ilhan bey.’

Yeni doğan torunu için benden kitap isteyen Osman Sezgin beni etkilemişti. Hemen bir kitabı kılıfından çıkardım ve içine şunları yazdım: ‘Sevgili Kerem, okumayı öğrendiğin zaman eline alacağın bu kitaptan öğreneceklerin, senin anavatanımıza olan aidiyet hissini de güçlendirecektir.
Hollanda’ya gelmiş olan senden önceki nesillerin fedakârlıklarını da öğrenmiş olacaksın.
Gelişip büyüyünce, belki de göçmenlik hissi duymayacaksın inşallah!’

Kitabın postaya atılmasından bir gün sonra Osman kardeşimizden gelen mesaj şöyle oldu:
‘‘İlhan bey çok çok teşekkür ederim. Biraz önce, göndermiş olduğunuz imzalı kitabınızı aldım. İnanın bizi çok mutlu ettiniz. Göndermiş olduğunuz o muazzam eseri, torunum küçük Kerem’ciğin kucağına koydum ve ailece bir fotoğraf çektim. Babası ve kızım olan annesi de çok sevindiler. Amsterdam Vrij Üniversitesi mezunu olan damat Can Varlık, uluslararası bir şirkette bölüm şefi olarak çalışıyor. Erasmus Üniversitesi mezunu kızım Fatma da uzman psikolog olarak çalışıyor. Küçük Kerem için yazdığınız sözler bizi çok duygulandırdı. Sizin sözleriniz kızımda bir çağrı yarattı. Kızım bana, ‘Babacığım, şimdi göçmenliğin ne kadar zor olduğunu daha iyi anladım. Siz ve rahmetli dedem, bizlere iyi bir gelecek sağlamak için yıllarınızı verdiniz. Ne mutlu ki bizler de iyi bir eğitim aldık ve sizi gurulandırdık. Sizler hep göçmen işçi olarak aşağılandınız. Ama bizler bu ülkede söz sahibi konumuna ulaştık. Bunu da size borçluyuz.’ diyerek boynuma sarıldı. İnanın, o muazzam eserinizi bize ulaştırdığınız için çok memnun olduk. Torunum da okumayı öğrendiği zaman çok sevinecek ve size teşekkür edecektir inşallah.’’

İşte böyle değerli okurlarım.
Aslında, kitabım ile ilgili ilk ilginç gelişme değildi bu. Daha önce de bir baba, oğluna hediye etmek istediği kitabımı almak için evime kadar gelmişti. İşte o gelişin haberi:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir