Bir Ali Destanı Daha…

Yazarlar

“Kendi işini kendin yap!” derler ya, aslında doğru ve zamanında yapılan her iş
önemseniyor demektir ve o iş yapılabilecek durumdadır.
Artık onu kim yapmış, kiminle yapmış, nasıl yapmış, başkası mı yapmış, söylemleri;
konunun duyulması ve geniş çevrelerce de değerlendirilmesini sağlamaktan öte
geçmez.
Bu da bir şeydir:
Özne değişmese de elbette bu iyi bir şeydir.
Çünkü kimse, kendi işimizi, bizden daha fazla düşünmez, şüphesiz!
“El elin eşeğini türkü çağırarak arar” derler ya! …
Eşek dostlarımıza haksızlık etmeyelim, onlardan alınacak çok dersler var:
Bir gün, çiftçinin eşeği kuyuya düşer.
Adam ne yapacağını düşünür…
Hayvan saatlerce anırır.
En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğuna, kuyunun da zaten kapanması gerektiğine
ve eşeği çıkarmaya değmeyeceğine karar verir.
Bütün komşularını yardıma çağırır.
Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar.
Eşek, önce daha beter bağırmaya başlar, sonra eşeğin sesi kesilir.
Herkes, kuyuya bakar.
Bakanlar, gözlerine inanamaz.
Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya
silkeleyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır.
Herkesin şaşkınlığı geçince, bu kez daha kontrollü olarak, eşeğe zarar vermeden
toprak atmaya devam edilir.
Eşek sonunda, kuyunun kenarından bir adım atıp, dışarı çıkmayı başarır.
Hayat üzerimize hep toprak atacaktır.
Kuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmek değil midir?
Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır.
En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz.
Silkeleniyoruz ve biraz daha yukarı çıkıyoruz.
Ha gayret! …
Kurdun ensesi kalındır.
Kurda sormuşlar ya! :
“Kendi işimi kendim yaparım” demiş ama nasıl olur da ensesi kalın olur? !
Çelimsiz ve karnı aç bir kurt;
Soğuk bir günün sabahı köyün yakınlarında dolaşırken, bir köpekle karşılaşır;
Oradan çıkmış bu mesele…
Besili ve karnını iyice doyurmuş olan köpeğe yaklaşır kurt:
“Söylesene dostum” der;
“Nasıl böyle tombul olabiliyorsun?”
“İnsanlar beni besliyorlar” diye cevap verir köpek.
“Hepsi bu kadar mı?” diye alaylı bir ifadeyle sorar kurt;
“İşin çok zor olmalı öyleyse!”
“Hayır!” der köpek.

“Yaptığım tek şey, geceleri bahçeyi beklemek.”
“Bunun için mi sana yemek veriyorlar?” der yine kurt.
“Gel benimle, sahibim seni de besler” der köpek.
Eğer hepsi buysa razı olur, dışarıda yiyecek bulmanın ne demek olduğunu bilir kurt…
Kurt, köpeğin haline imrenir.
Beraberce köpeğin bekçilik yaptığı yere doğru giderler.
Bahçeye girer girmez kurt, köpeğin boynundaki bir ize dikkat kesilir.
“Baksana dostum, boynundaki tüylere ne oldu?”
“Tasma, tüylerimi döktü” der köpek;
“Günün ve gecenin büyük bir bölümünde bağlıyım.”
“O halde hoşça kal zavallı dostum” der kurt ve hızla oradan uzaklaşır.
Fikrini değiştirmiştir kurt;
“Kendi işimi kendim yaparım, özgür olmayı tercih ederim.”
*
Demek istediğim, ilkinde hayatta kalabilmek için, üstümüze-üstümüze gelene teslim
olmak yerine, silkelenip adım-adım tutunabilmek ve ikincisinde sorunlarımızdan
kaçamayacağımıza göre özgürlüğümüzü de kaybetmeden yaşamı sürdürebilme
gayretini göstermektir.
Her ikisi de erdemdir ve çevrede başkaları da olacaktır, özgürlük algısı nerede
durulduğuna bağlıdır.
Bu nedenle Önder Gazetesi’nin Keşan’ın hafızası niteliğindeki arşivinin, takım ve
donanımıyla, Keşan Belediyesi tarafından alınarak oluşturulacak Kent Müzesi’nde
sergilenecek olması dikkate değerdir:
Bu hususun Meclis’te grubu bulunan tüm partilerin ortak kararı ile ve oybirliğiyle kabul
edilmiş olması, bir vefa örneğidir.
Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu, Keşan ve Bölge için, verdikleri karar
nedeniyle bütün Meclis üyelerine teşekkür etmiştir;
Bu durum, Keşanlılar adına yazılan “Ali Destanının” boşuna olmadığının somut bir
göstergesidir.
Eskilerin deyimiyle “alicenaplıktır…”
Yüce gönüllülüktür.
Tüm Keşanlıları biz de kutluyoruz, yerinde bir karardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir