Basının sesine kulak tıkadılar

Güncel Haberler

Sarılarlı: ‘’Gazetecilerin “yıpranma hakkı” yeniden basın kartına şartına bağlandı’’

Edirne Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Derya Sarılarlı, gazetecilerin uzun yıllardır sahip oldukları ancak bir dönem kesintiye uğrayan yıpranma hakkının Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen yeniden basın kartı şartına bağlanmasını eleştirdi.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) iptal gerekçesi ortadayken, gazetecilerin beş yıl erken emekli olmalarını sağlayan yıpranma payı hakkının yalnızca basın kartı sahipleri için geçerli olmasını ön gören yasa teklifinin TBMM Genel Kurulu’ndan geçtiğini hatırlatan Sarılarlı, şunları ifade etti:

‘’Muhalefet partileri ve basın meslek örgütleri teklifin tüm basın çalışanlarını kapsayacak şekilde genişletilmesini isterken, gazetecilerin yıpranma hakkının genişletilmesi için verilen önerge reddedildi.

Bu ne anlama geliyor; ‘Kartın yoksa yıpranamazsın’

Mantığa pek uymasa da bu şekliyle geçti. Yasanın iptali için kısa zamanda konunun tekrar Anayasa Mahkemesi’ne götürmesini bekliyoruz. AYM’nin bu yasayı iptal edeceğini umuyoruz.

Bizler tüm siyasi partilerin oylarıyla, partiler üstü bir hizmet olarak gördüğümüz sarı basın kartı olmayanlarında gazetecilik işi ile uğraştıklarını yasal olarak (SGK) belirlemesi durumunda yıpranma hakkından faydalana bileceklerini ön gören değişikliğin TBMM’den geçeceğini bekliyorduk.

Bu konu ile ilgili olarak parti ayrımı yapmadan ilgili yerlere yazılı-sözlü müracaatlarımız olmuştu. Ancak geldiğimiz nokta maalesef bu oldu.

Burada bizimde söyleyeceğimiz/söylememiz gereken şeyler var; Gazetecilik yapmak için sarı basın kartı gerekmediği bilinmektedir. Kart yokken de bu mesleği kendisine iş edinmiş, geçimini bu işten sağlamış ve sağlamaya devam eden, yüz kızartıcı bir suç işlememiş, dolayısıyla gazetecilik mesleğinde kalıcı olmuş kişiler sarı basın kartı olmasa da yıpranmaktadırlar.

Meslektaşlarımız ekonomik olarak, sosyal olarak, risk taşıyarak bu işi layıkıyla yapma gayretindeyken, özellikle pandeminin yaşandığı bugünlerde her kesime destek sağlanırken basın mensuplarının haklarının şarta bağlanması anlaşılır gibi değil.

Anayasa Mahkemesi kararına rağmen böyle bir yasanın çıkması da ayrı bir hikayedir.

Gazetecilik zor iştir. Fedakarlık ister, özveri ister, azla yetinip, çok iş üretmeyi ister. Toplumu objektif aydınlatmak için dik durabilmeyi, cesur olmayı ister.

Yazdıkları karşısında hapse girmek dahil her şeyi göze almayı ister, mesai saati belirsizdir, covıd-19 nedeniyle herkes evine kapanırken gazeteci yine haber için riskli alanlara girer, bayramda çalışır, televizyonlarda radyasyona maruz kalır, okurların-izleyicilerin bakmaya tahammül edemediği intiharlar, çalışmalar, savaşlar, trafik kazalarında bulunmak rutin işimizdir. Soğukta, yazın sıcağında haber peşindedir. Yaptığı bir haber yüzünden fiili saldırıya uğrayabilir. Haksız muameleye maruz kalabilir.

Basın İş Kanunu’na tabi çalışanlara bütün bunlar göz önünün de tutulduğunda ‘yıpranma hakkı’ verilmiş.

Gazetecilere çalışma koşullarının yıpratıcılığı nedeniyle erken emeklilik sağlayan ve 1977’de tanınan fiili hizmet zammı hakkı (yıpranma payı) 2008’de iptal edilmiş, 2013’te yeniden getirilmişti.

2013’te getirilen düzenlemeyi de Anayasa Mahkemesi geçtiğimiz Şubat ayında kanunun sadece basın kartı sahibi gazeteciler için uygulanmasının eşitsizliğe neden olduğunu belirterek iptal etmişti.

AYM hükmün iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görülmesi nedeniyle de iptal hükmünün Resmi Gazete’de yayınlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesini uygun görmüştü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir